Arapça (zuhu:ru)
1. isim, eskimiş Ortaya çıkma, görünme, belirme, baş gösterme, meydana çıkma. 
Meclis azaları meyanından aykırı birtakım prensiplere temayül gösterenler zuhura başlamıştı. |
| 946 kez sorgulandı Kaynak (16.11.2009-16.11.2009) ( zhr + fu`ûl2) → zuhur
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan Arapça zhr kök harflerinden gelir.
|
| mazhar tezahür zahir zuhurat |
| tezahürat zahiren zahiri zevahir | kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231103 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| kök harfler Arapça
1929 kez sorgulandı
|
| Arapça
1. isim, eskimiş Bir şeyin ortaya çıktığı, göründüğü yer veya kimse.  2. sıfat Bir iyiliğe erişmiş, erişen (kimse). 
663 kez sorgulandı Kaynak (17.11.2009-17.11.2009) zuhur → (zhr + mef`al2) → mazhar
Türkiye Türkçe'sinde az kullanılan Arapça zuhur sözcüğünden gelir, zuhur ettiği yer, göründüğü yer.
| |
| Arapça (zuhu:ra:tı)
1. isim, eskimiş Gerçekleşeceği düşünülmeyen, hesapta olmayan, umulmadık, olağan dışı olgular. 
Benim oraya gitmem zuhurata bağlıdır. |
| 1084 kez sorgulandı Kaynak (16.11.2009-16.11.2009) zuhur + -at
Türkiye Türkçe'sinde az kullanılan Arapça zuhur sözcüğünün Arapça çoğul eki almış hali, zuhur edenler.
| |
| Arapça (teza:hüra:tı)
1. isim Bağırıp çağırarak, alkışlayıp tempo tutarak yapılan gösteri. 
Bazı davetliler giderken gençler tempo tutup tezahürat yapıyorlardı. |
| 2. isim, eskimiş Hastalıklarda belirtiler. 
2183 kez sorgulandı Kaynak (16.11.2009-16.11.2009) tezahür + -at
Türkiye Türkçe'sinde az kullanılan Arapça tezahür sözcüğünün Arapça çoğul eki almış hali, belirenler, ortaya çıkanlar.
| |
| Arapça (za:hiren)
1. zarf, eskimiş Görünüşte. 
Zahiren ufak, ehemmiyetsiz, değersiz bir sebepten dolayı iki sevgili arasında bir nazlaşma kavgası. |
| 611 kez sorgulandı Kaynak (16.11.2009-16.11.2009) zahir + -en3
Türkiye Türkçe'sinde az kullanılan Arapça zahir sözcüğünden gelir, zahir olarak, görünüşte.
| |
| Arapça (za:hiri:)
1. sıfat Görünen, görünürdeki.  2. sıfat, mecaz Yapmacık. 
601 kez sorgulandı Kaynak (16.11.2009-16.11.2009) zahir + -i5
Türkiye Türkçe'sinde az kullanılan Arapça zahir sözcüğünden gelir, zahire özgü, görünen.
| |
| |