Farsça
1. vurmak, çalmak, döğmek, uğramak. 
9 kez sorgulandı Kaynak (01.05.2021-01.05.2021)
Türkçe
1. Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. 
Masaya vurmak. Birinin başına vurmak. |
| 2. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. 
Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara giriyor. |
| 3. Etkisi bir yere kadar uzanmak.  4. Duyulmak, hissedilmek.  5. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. 
Yıkık damından içeriye parça parça güneş vurur. |
| 6. Olumsuz yönde etkilemek. 
Kriz kitap dünyasını da vurdu. |
| 7. Hızla değmek, çarpmak. 
Kolumu duvara vurmuşum. |
| 8. Sürmek. 
Duvara boya, tahtaya cila vurmak. Yakı vurmak. |
| 9. Takmak, koymak, bağlamak. 
Seni buradan ellerine kelepçe, ayaklarına zincir vurup öyle götürecekler!| Yakup Kadri Karaosmanoğlu |
|
| 10. Bağlama, ilişkilendirmek. 
Bohçacı ve yazmacı kadınların tuhaflığına vurarak etrafını alırlar. |
| 11. Olduğundan başka biçimde görünmek. 
Deliliğe vurmak. |
| 12. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. 
Bıçak vurmak. |
| 13. Uygulamak, basmak, koymak. 
Damga vurmak. |
| 14. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak.  15. Amaçladığı şeye rast getirmek.  16. Hızla çarpmak. 
Ayağını güm güm yere vurarak. |
| 17. Silahla yaralamak, öldürmek. 
Bir gün kızı kurtarmışlar, ayıyı vurmuşlar. |
| 18. Dokunmak, hasta etmek. 
Bizim evin bacası çekmiyor. Bütün kış, maaile kömür vuruyor bizi bu yüzden. |
| 19. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. 
Dolu, bu yıl ekinlerin çoğunu vurmuş. |
| 20. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. 
Kalbi öylesine kopacakmış gibi vuruyordu. |
| 21. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek.  22. Desteklemek, dayamak. 
Akşam olunca kapının desteğini vurduk. |
| 23. Çıkmak. 
Su dışarı vurdu. |
| 24. Sırtına, omzuna yerleştirmek. 
Hamalın biri sırtına koca bir ayna vurmuş götürüyordu. |
| 25. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak.  26. Tavla oyununda pulu kırmak.  27. mecaz Manevi olarak yaralamak.  28. argo İçki içmek.  29. argo Kadeh tokuşturmak.  30. argo Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. 
Birinin on milyon lirasını vurmak. |
| 31. matematik Çarpma işlemini yapmak. 
İkiyi dörde vurursak sekiz eder. |
| 18 kez sorgulandı Kaynak (02.03.2021-02.03.2021)
|
| Türkçe
1. Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. 
İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı. |
| 2. Vurarak veya sürterek ses çıkartmak. 
Bir yandan mızıka istiklal havasını çalıyordu. |
| 3. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. 
Fevkalade zekidir, iyi dans eder, piyano çalar, tenis oynar, ata biner, avcıdır, kayakçıdır. |
| 4. Ses çıkarmak, ses vermek. 
Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir. |
| 5. Atmak, çarpmak, vurmak.  6. Üzerine sürmek. 
Ekmeğin üzerine yağ çaldı. |
| 7. Bozmak, zarar vermek.  8. Kumaşın bir parçasını kesmek.  9. Madeni oymak, kalemle işlemek.  10. Benzemek, andırmak. 
Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi. |
| 11. mecaz Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak.  12. halk ağzında Süpürmek, temizlemek. 
Tozu çalmak. |
| 27 kez sorgulandı Kaynak (25.03.2021-25.03.2021)
|
| son ek Farsça
-Sonuna geldiği sözcüklere "vurulmuş, tutulmuş, yakalanmış, uğramış vb." anlamlar katarak Farsça usulüyle birleşik sıfatlar yapar. Deprem --> depremzede.
1493 kez sorgulandı Kaynak (27.10.2009-07.05.2021) zed + -e4
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan Farsça zeden sözcüğünden gelir, vurulmuş
|
| Aynı son ekten türeyenler | |
| |