Türkçe
1. Ağızda bulunan bir şeyi yutağa geçirmek.  2. Tam ve doğru söylememek. 
Bazı heceleri yutuyor. |
| 3. mecaz İnanmak, aldanmak, kanmak. 
Bize numara yapma, yutacak enayi değiliz. |
| 4. mecaz Söylemek istediği bir sözü kendini tutarak söylememek.  5. mecaz İyice, eksiksiz olarak öğrenmek. 
Bazen üçer yüz sayfalık iki kitabı birden, yirmi dört saat zarfında hatmedip yuttuğu olurdu.| Yakup Kadri Karaosmanoğlu |
|
| 6. mecaz Işık, ses gücünü, parlaklığını azaltmak. 
Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor. |
| 7. teklifsiz konuşmada Dayanıp sesini çıkarmamak, katlanmak. 
Ben bu ağır sözleri yutmam. |
| 97 kez sorgulandı Kaynak (28.12.2020-28.12.2020)
|