Türkçe
1. Yemesini sağlamak.  2. Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak. 
Çocuğu yedirmek. |
| 3. Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek. 
Yağı hamura yedirmek. |
| 4. Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak. 
Kumaşın fazlasını büzgüye yedirdi. |
| 5. Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak.  6. mecaz Bir kimseye rüşvet vermek. 
135 kez sorgulandı Kaynak (31.01.2021-31.01.2021) ye-2 + -dir- + -mek
Türkçe yemek2 sözcüğünden gelir.
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231106 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| Türkçe
1. Ağızda çiğneyerek yutmak. 
Adam o kadar çabuk yiyor ki hizmetçi ekmek yetiştiremiyor. |
| 2. Aşındırmak, kemirmek, oymak1, delmek. 
Neclâ onun böyle kendinden geçercesine çalıştığını gördükçe üzüntüden tırnaklarını yiyor. |
| 3. Isırmak. 
Sivrisinekler çocuğun kollarını yemiş. |
| 4. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak.  5. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. 
Kendini topladı ama fena yerinden gagayı yedi sanırım... |
| 6. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. 
Haram yemek. Rüşvet yemek. |
| 7. Harcamak, tüketmek, bitirmek. 
Mirası sen yedin, zahmeti ben çekiyorum diye latife ediyordu. |
| 8. Yasal yoldan cezalandırılmak.  9. Birine alacağını vermemek, ödememek. 
Bu adam benim yüz bin liramı yedi. |
| 10. Başkasının parasını harcamak. 
Dalkavuklar çok parasını yemişler. |
| 11. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. 
Yapımına başlanan bu yapı günde 5 ton çimento yiyor. |
| 12. mecaz Sürekli üzmek, tedirgin etmek. 
Bu dert beni yiyor. |
| 13. argo Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek.  14. argo Kandırmak. 
Bizi yemek, sana mı kaldı. |
| 46 kez sorgulandı Kaynak (17.01.2021-17.01.2021)
|
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -mak -mek olmak üzere iki şekli vardır
-Genel fonksiyonu itibarıyla fiillerin hareket isimlerini yapar. Bil --> bilmek. -Kalıplaşma sonucu somut isimler yapar. Çak --> çakmak.
10338 kez sorgulandı Kaynak (26.06.2009-03.03.2021)
-mak -mek
| Aynı son ekten türeyenler | |
| |