| |
|
| |
fiil kökü Türkçe
4 kez sorgulandı
Türkçe
1. Ölçüleri birbirini tutmak. 
Ayakkabı ayağına iyi uydu. |
| 2. Renk, biçim vb. yönünden birbirini tutmak, uygun düşmek. 
Kravat ceketine uymuş. |
| 3. Zevke, anlayışa uygun düşmek. 
Sizin tutumunuz bizim görev anlayışımıza uyuyor. |
| 4. Bir inanca, bir anlayışa, bir duruma veya egemen bir güce uygun davranışta bulunmak, riayet etmek. 
Şu acayip sevdaları bırak, muhite uy, zamana uy, hayatını mükemmel kazanırsın. |
| 5. Bağlı kalmak, tabi olmak. 
Birtakım kayıt ve şartlara uymalıydı. |
| 6. Uygun düşmek, münasip olmak. 
Her cihette birbirine uyacak kadın erkek bulmak dünyada kabil değildir. |
| 17 kez sorgulandı Kaynak (26.02.2021-26.02.2021)
|
| Türkçe
1. isim Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk. 
Gerçekten de sonsuz bir sessizlik, bir uyum, bir şiir sarmıştı ortalığı. |
| 2. isim Toplumsal çevreye veya bir duruma uyma, uyum sağlama, intibak, entegrasyon.  3. isim, biyoloji Bir cismin görüntüsünü tam ağ tabaka üzerine düşürebilmek için göz merceğinin dışbükeylik derecesini çoğaltıp azaltması olayı, mutabakat.  4. isim, dil bilimi Ortak özellikleri açısından sesler arasındaki uygunluk, harmoni. 
43 kez sorgulandı Kaynak (28.03.2021-28.03.2021)
|
| Türkçe
1. sıfat Uyumu olan, ahenkli, mevzun, imtizaçlı. 
Kadından anladığı uyumlu arkadaşlık, çıtkırıldım olmamak, güzel, alımlı olmaktı. |
| 161 kez sorgulandı Kaynak (28.03.2021-28.03.2021) |
| Türkçe
1. sıfat Uyumu olmayan, ahenksiz, imtizaçsız.  2. sıfat Eş zamanlı olmayan, başlama ve bitme anları başka olan (olaylar), asenkron. 
528 kez sorgulandı Kaynak (28.03.2021-28.03.2021) |
| |
|
|
| |
|
|