| |
|
| |
fiil kökü Türkçe
3 kez sorgulandı
| tutam tutamaç tutamak tutanak tutar tutmaç tutsak tutulmak | Türkçe
1. Elde bulundurmak, ele almak. 
Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu. |
| 2. Ele geçirmek, yakalamak. 
Evvela bu terbiyesiz köpeği tuttu, bağladı. |
| 3. Avlamak. 
Dalyan işletiyorum, tuttuğumuz balığı tekrar denize döküyoruz. |
| 4. Yanında bulundurmak, alıkoymak. 
Siz gelinceye kadar çocuğu ben tutarım! |
| 5. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. 
Vahşidir, hiçbir zaman onu kafeste tutmak mümkün değildir. |
| 6. Kaplamak. 
Tabanı otuz, otuz beş metre kadar tutan bir eşkenar üçgen biçimindedir. |
| 7. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. 
Şu yağan kar bir tutsun, seyreyle sen ertesi gün çocukları. |
| 8. Denetimi ve yetkisi altına almak.  9. Desteklemek, birinden yana çıkmak.  10. Benimsemek, beğenmek. 
Ama öylelerini de çevresinde kimse sevmemiş, tutmamıştır. |
| 11. Gereğini yapmak, yerine getirmek. 
Verdiği sözü tutmuş, vaktinde gelmişti. |
| 12. Uygun gelmek, çelişmez olmak. 
Bir talih eseri olarak ondan gelen cevap benim kendi bulduklarımı tuttu. |
| 13. Kapatmak, sarmak.  14. Hizmetine almak veya kiralamak. 
Burada bir kat tuttum. Yazı geçireceğim. |
| 15. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. 
Yapıyı geniş tuttu. |
| 16. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. 
Avradın ilenci tutarsa senin iki gözün kör olacak. |
| 17. Ulaşmak, varmak. 
Hayvanlar, Bağdat Caddesi'ni tutmuş, çalakamçı ilerliyor. |
| 18. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. 
Aldığım şeyler bin lira tuttu. |
| 19. halk ağzında Uğramak. 
Vapur İzmir'i tutmayacakmış. |
| 20. Herhangi bir durumda bulundurmak. 
Seksen bir yaşında da olsa çalışmak insanı zinde tutuyor. |
| 21. Varsaymak, farz etmek. 
Haydi tutalım babasının bir günahı vardı, çekti. |
| 22. Hedef olarak almak. 
Taşa tutmak. |
| 23. Alacağa veya vereceğe saymak. 
On bin lirayı borcunuza tuttum. |
| 24. Yaklaştırmak. 
Biraz toz olsa mendilini burnuna tutar. |
| 25. Kullanmak. 
Yaşmak tutmak. Ustura tutmak. |
| 26. Bağlamak. 
Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım. |
| 27. Beklenen sonucu vermek. 
Toprağa atılan her tohum bir ümittir. Tohum ya tutar ya tutmaz. Ya yeşerir ya yeşermez. |
| 28. İş görebilmek. 
Eli ayağı tutsun, açlıktan ölmesin, yeterdi ona. |
| 29. Sürmek, zaman almak. 
Bu iş iki saat tuttu. |
| 30. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. 
Boya tutmadı. Çivi iyi tuttu. |
| 31. Bir şeyi kullanması için uzatmak. 
Kucaklaşma sahanlıkta başlar ve ayakkabılarını çıkarıp karısının tuttuğu terliklerini giyene kadar Serdar'ın kolları boynunda kalır. |
| 32. Sunmak. 
Konuklara şeker tutmak. |
| 33. İşgal etmek.  34. İzlemek. 
Tepeden inince Değirmendere'ye hâkim bir iz tutacaksınız. |
| 35. Bırakmamak. 
Baba sesini çıkarmadı hatta öksürüğünü bile galiba tuttu. |
| 36. Sarmak, bürümek. 
Hey başları duman tutmuş dağlar, hey! |
| 37. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. 
Üç kişi tutarlarmış da onu pencerenin önünden çekemezlermiş. |
| 38. Bir kimsenin yerini almak. 
Bak azizim, dedim, ben senin yerini tutamam.| Yakup Kadri Karaosmanoğlu |
|
| 39. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek.  40. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. 
Kapıyı açık tutmayın. |
| 41. Bir yerde kalmasını sağlamak.  42. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. 
Eğer piyes tutar da alkışlanırsa bir yazara yakışacak bir kıyafet giymeliydim. |
| 43. Biriktirmek, tasarruf etmek. 
Sen metelik tutuyorsun gibi geliyor bana. Ay başına kadar bana ödünç versene. |
| 44. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj.  45. Başlamak. 
Kadınların başında gördüğünüz bürümcükten, iç çamaşırlarından tutunuz da entarilik kaba pamuklulara kadar hepsi Osmanlı malı idi. |
| 46. Bir şey düşünmek. 
Herkes aklından bir sayı tutsun. |
| 47. spor Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. 
13 kez sorgulandı Kaynak (05.03.2021-05.03.2021)
|
| Türkçe
1. sıfat Avuç içi veya parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan. 
Öksüzün cebindeki son tutam tütünü sardılar, sıra ile üçer nefes çektiler. |
| 94 kez sorgulandı Kaynak (05.03.2021-05.03.2021) |
| Türkçe
1. isim Bir şeyin tutulup çekilecek yeri.  2. isim Tutunacak yer, tutamak.  3. isim Telgraf veya elektrik direklerine rahat çıkmayı sağlayan ve ayağa takılan mahmuzlu araç. 
123 kez sorgulandı Kaynak (05.03.2021-05.03.2021) |
| Türkçe
1. isim Meclis, kurul, mahkeme vb. yerlerde söylenen sözlerin olduğu gibi yazıya geçirilmesi, tutulga, zabıt, zabıtname.  2. isim Belgelenmesi gereken bir durumu tespit edenler tarafından imzalanan belge, zabıt varakası.  3. isim Birçok kimsenin imzaladığı rapor, mazbata. 
6 kez sorgulandı Kaynak (09.03.2021-09.03.2021) |
| |
|
|
| |
|
|