Arapça + Türkçe
1. Bir şeyin durumunu, oluşumunu gözlemek, bakmak. 
Uzun İhsan Efendi olan biteni çaresizlikle seyrediyordu. |
| 2. (-i) Bir olaya karışmadan bakmak. 
Rabia biraz şaşkın, salapuryada arkadaş olduğu çocuklu tazenin kocasıyla buluşmasını seyrediyordu. |
| 3. Eğlenmek, görmek, öğrenmek vb. için bakmak, izlemek. 
Ben, çok güzel bir şey seyrediyorsam tiyatroda, daha ne kadar sürecek piyes diye aklıma getirmem. |
| 4. Taşıt, ilerlemek, yol almak.  5. Hastalık vb. sürmek, devam etmek. 
Gözlerini yumdu ve kendini ağır aksak seyreden bir rüyanın içinde buldu. |
| 591 kez sorgulandı Kaynak (11.02.2009-29.08.2009) seyr + etmek
Arapça seyir sözcüğünden gelir.
| Türkçe
1. Bakışı bir şey üzerine çevirmek. 
Zamanla nasıl değişiyor insan Hangi resmime baksam ben değilim |
| 2. Aramak.  3. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. 
Limana bakan penceresinden deniz görünürdü. |
| 4. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek.  5. Beslemek, geçindirmek. 
Üç çocuklu bir aileye bakıyor. |
| 6. Bir iş birinden beklenmek. 
Evin bütün işleri bana bakıyor. |
| 7. Hastayı muayene etmek.  8. Tedavi etmek için ilgilenmek.  9. Yoklamak, incelemek, denemek. 
Git bak bakalım, evdeler mi? Şu hesaba sen de bak. Yemeğin tadına bakar mısınız? |
| 10. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. 
Pasaport işine polis bakar. |
| 11. İlgilenmek. 
Baktılar, ettiler, ilaç, tedavi, faydası olmadı. |
| 12. Uğraşmak, meşgul olmak. 
Çocuğum, sen derslerine bak. |
| 13. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. 
Bu iş beş bin liraya bakar. |
| 14. Gözetmek, korumak.  15. Renklerde benzemek, andırmak. 
Bu kumaşın rengi yeşile bakıyor. |
| 16. Anlamak, farkına varmak. 
Bazı akşamlar bakarım Halil savuşur, nereye gittiğini de kimseye söylemez. |
| 17. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. 
Yemeğini yemene bak! Vaktini boş geçirmemeye bak! |
| 24 kez sorgulandı Kaynak (17.01.2021-17.01.2021)
|
| Türkçe
1. Birinin veya bir şeyin arkasından gitmek, takip etmek. 
Babam kaşları çatılmış, başını sallayarak izliyor bizi. |
| 2. Zaman, süre, sıra vb. bakımından gelmek, arkasından gelmek, arkasında olmak. 
Geceyi gündüz izler. |
| 3. Bir olayın gelişimini gözden geçirmek. 
Bu ustaca düzeni Osmanlıların her işinde izleyebilirsiniz. |
| 4. Eğlenmek, görmek, öğrenmek için bakmak, seyretmek. 
Televizyonu izlemek. |
| 5. Belirli bir yönde gitmek. 
Geç vakit hayvanla, Deliçay'ı izleyip gidiyordum. |
| 6. Gözlemek, incelemek. 
Çocuk kuşu gözleriyle izledi. |
| 7. Belirli bir tutum, davranış veya düşünceyi benimsemek. 
Bu üretim politikasını izleyeceğiz. |
| 8. Bir şeye uymak, bağlı olmak. 
Modayı izlemek. |
| 9. Herhangi bir olayla ilgilenmek. 
Çeşitli siyasi olaylar karşısındaki tepki ve düşüncelerini dolaylı da olsa izleyebiliyordum. |
| 56 kez sorgulandı Kaynak (11.01.2021-11.01.2021) |
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231098 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| |