Türkçe
1. Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak. 
Yalnız kalan kadın titriyor, hıçkırarak kucağındaki yavrusunu sıkıyor. |
| 2. Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak. 
Limon sıkmak. Üzüm sıkmak. |
| 3. Dar gelmek. 
Belimi sıktı kemer |
| 4. Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek. 
Yangına su sıkmak. |
| 5. Silahla ateş etmek. 
Küçük hanım, tabancayı kalbine sıkmak istemiş. |
| 6. Baskı altına almak; üzmek, zorlamak. 
Çocuğu çok sıkıyorlar. |
| 7. mecaz Sıkıntı vermek. 
İhtimal inanmayacaksınız. Fakat ben sizi sıkmamak için uzatmayarak anlatacağım. |
| 8. argo Yalan söylemek. 
49 kez sorgulandı Kaynak (06.04.2024-06.04.2024) |