Türkçe
1. Yönetip yürütmek, sevk etmek.  2. Devam etmek. 
Yenilenmesine karar verilen Meclisin yetkileri, yeni Meclisin seçilmesine kadar sürer. |
| 3. Önüne katıp götürmek. 
Koyunları sürmek. |
| 4. Uzatmak, ileri doğru itmek. 
Kahveyi ısıtıyor, suyu dolduruyor, cezveyi sürüyor, fincanı boşaltıyor. |
| 5. Dokundurmak, değdirmek. 
Yüzümü saçlarına sürmek için başımı eğdim. |
| 6. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer veya ülkeye göndermek, nefyetmek. 
Mütarekede İngilizler onu Malta'ya sürdüler. |
| 7. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek. 
Avucuna doldurup kokluyor; ensesine, şakaklarına, boynuna sürüyor. |
| 8. ticaret Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak. 
Satılamayan ne kadar bayat, bozuk mal varsa pansiyonerlere sürerler. |
| 9. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.  10. Herhangi bir durum içinde bulunmak. 
Dört duvar arasında bir memur hayatı sürüyordu. |
| 11. Pulluk veya sabanla toprağı işlemek. 
Öküzünün biri ölünce tarlasını süremedi. |
| 12. Olmaya devam etmek. 
Baygınlığım ne kadar sürdü bilmiyorum. |
| 13. Zaman geçmek. 
Çok sürmez, her şey düzelir. |
| 14. Zaman almak. 
Her odanın ziyareti bir saat sürmüştü. |
| 15. bitki bilimi Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek1, yeşermek. 
Bu gölgeli yerlerde otlar bütün bir yaz mevsimi yeniden yeniye sürer, rutubetli toprakta bir bir arkasına yoncalar fışkırır, çayırlar kabarırdı. |
| 16. Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak. 
18 kez sorgulandı Kaynak (17.01.2021-17.01.2021) sür-2 + -mek
Türkçe sür-2 fiil kökünden gelir.
|
| süre sürek sürgit sürgün sürünmek | Arapça + Türkçe (ne'fyetmek)
1. eskimiş Sürgüne göndermek. 
Şimdilik sizleri ve ailelerinizi Anadolu'ya nefyetmekle iktifa ediyorum. |
| 2. eskimiş, dil bilgisi Olumsuz kılmak. 
900 kez sorgulandı Kaynak (07.02.2014-10.11.2014) nefiy + etmek
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan Arapça nefiy sözcüğünden gelir, sürgüne göndermek.
| |
| Türkçe
1. Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. 
İhtiyar karısı pırıl pırıl kalaylı maşrapa ile ona su dökecek. |
| 2. Belli bir yere boşaltmak. 
Mebrure’nin yardımını reddederek yarım bardak suya bu kâğıdın içindeki tozu döktü, küçük bir kaşıkla karıştırarak ilacı bir hamlede içti. |
| 3. Akıtmak. 
Annem bunu sezdiği gün, babamın arkasından döktüğü yaşları unutacak kadar bedbaht olur. |
| 4. Saçmak. 
Tavuklara yem döktü. |
| 5. Bir şeyi salmak, bırakmak.  6. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. 
Yapraklarını dökmüş iki söğüt ağacı... |
| 7. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak.  8. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. 
Heykel ilkin çamurdan yapılıyor, sonra kalıbını çıkarıp tunçtan dökecekler. |
| 9. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. 
Lokma dökmek. Kadayıf dökmek. |
| 10. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. 
Sınıra asker dökmek. |
| 11. Çok söylemek. 
Dil dökmek. |
| 12. Bir şeyi yok etmek için atmak. 
Satılmayan hamsileri denize döktüler. |
| 13. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. 
Şimdi maşallah açılmaya başladım diye söylenirsin, işi ahbaplığa dökersin, olur gider. |
| 14. Yakmak1, tutuşturmak. 
Sabah ve akşam kahvaltıları için mangal döktürürdü. Mangal yakmak denmezdi. Mangalı dök, tutuştur denirdi. |
| 15. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. 
Dimağ ve beden cevherlerini döken çocukları hesaplı bir kalori ile beslemek lazımdı. |
| 16. mecaz Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. 
Sınıfın yarısını döktüler. |
| 17. mecaz Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. 
Para dökmek. |
| 18. mecaz Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. 
Acaba biraz anlatsan, derdini döksen olmaz mı? |
| 5 kez sorgulandı Kaynak (27.04.2024-27.04.2024)
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231103 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| fiil kökü Türkçe
5 kez sorgulandı
|
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -mak -mek olmak üzere iki şekli vardır
-Genel fonksiyonu itibarıyla fiillerin hareket isimlerini yapar. Bil --> bilmek. -Kalıplaşma sonucu somut isimler yapar. Çak --> çakmak.
10336 kez sorgulandı Kaynak (26.06.2009-03.03.2021)
-mak -mek
| Aynı son ekten türeyenler | |
| Türkçe
1. isim Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. 
Hükümdar gibi davrandığınız sürece hükümdar sayılırsınız. |
| 125 kez sorgulandı Kaynak (18.12.2020-17.01.2021) |
| Türkçe
1. isim Süren, devam eden zaman.  2. sıfat Hızlı süren, hızlı giden.  3. isim, halk ağzında Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. 
206 kez sorgulandı Kaynak (22.12.2020-17.01.2021) |
| Türkçe
1. sıfat, hayvan bilimi Sürünerek giden (hayvan).  2. sıfat, bitki bilimi Yere yatay olarak uzanan (sap veya kök). 
496 kez sorgulandı Kaynak (26.03.2021-26.03.2021) |
| |