| |
|
| |
fiil kökü Türkçe
6 kez sorgulandı
Türkçe
1. isim Genellikle ipek ibrişim kullanarak iğne, mekik, tığ veya firkete ile yapılan ince dantel. 
Dikişe, oyaya başladı, hanım hanımcık yaşıyordu, memnundu. |
| 14 kez sorgulandı Kaynak (21.01.2021-21.01.2021) |
| Türkçe
1. isim Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence.  2. isim Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi.  3. isim Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü. 
Zeybek oyunu. |
| 4. isim Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes1.  5. isim Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. 
Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları. |
| 6. isim Şaşkınlık uyandırıcı hüner. 
Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu. |
| 7. isim Kumar. 
Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar. |
| 8. isim, spor Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket.  9. isim, spor Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç.  10. isim, mecaz Hile, alicengiz oyunu, düzen, desise, entrika. 
Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir. |
| 19 kez sorgulandı Kaynak (27.12.2020-30.03.2021)
|
| Türkçe
1. Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak. 
Çimenler üzerinde çocuklar oynuyor, kuzular otluyor. |
| 2. Kımıldamak, hareket etmek.  3. Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak.  4. Bir film, oyun vb.nde rol almak. 
Bütün rolleri, şahısların sesleri, tavırları, mimikleriyle tek başına oynamıştı. |
| 5. Film gösterilmek. 
Bu akşam televizyonda hangi film oynuyor? |
| 6. Tiyatro eseri sahneye konmak. 
Birisi dedi ki bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış. |
| 7. Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek. 
Birdenbire apartman kapısının oynadığını hissettim. |
| 8. Sarsılmak, yeri değişmek. 
Depremde yapı oynadı. |
| 9. Sporla ilgili çalışmalara katılmak. 
Tenis oynamak. |
| 10. Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak. 
Ne oynadığı gazinonun ismini söyledi ne de danslarından bahsetti. |
| 11. Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak.  12. Değişiklik göstermek. 
Bunların fiyatı iki bin ile üç bin lira arasında oynar. |
| 13. Tehlikeye düşürmek. 
Benim sağlığımla oynama. |
| 14. Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek.  15. mecaz Rastgele yön vermek, aldatmak. 
Talih bizimle oynuyor. |
| 16. mecaz Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak. 
Koca adamla oynamaya utanmıyor musun? |
| 17. mecaz Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak.  18. mecaz Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek. 
Borsada istediği gibi oynuyordu fiyatlarla. |
| 13 kez sorgulandı Kaynak (30.03.2021-30.03.2021)
|
| Türkçe
1. isim Aralarında toplumca hoş karşılanmayan ilişkiler bulunan kadın veya erkekten her biri. 
Bu da öğretmen gibi gözü işte, aklı oynaşta! |
| 173 kez sorgulandı Kaynak (30.03.2021-09.06.2024) |
| |
|
|
| |
|
|