Türkçe
1. isim Oturulacak yer veya şey.  2. isim Alçak iskemle. 
Üstüne konulan tandır oturağı çok kalın ve çok sağlam tahtadan fırınlanarak yapılmıştı. |
| 3. isim Bir şeyin yere gelen tarafı, taban.  4. isim Ördek.  5. isim İçkili, çalgılı ve kadınlı eğlenti.  6. isim Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm.  7. sıfat Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse), kötürüm.  8. isim, denizcilik Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta. 
13 kez sorgulandı Kaynak (22.12.2020-17.01.2021) otur- + -ak2
Türkçe oturmak sözcüğünden gelir.
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231115 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| Türkçe
1. Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek. 
Bir sandalyenin üzerinde oturmuş, önüne bakıyordu. |
| 2. Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak. 
Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız. |
| 3. Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak. 
Ütüsüz ve beli oturmamış pantolonunu çekti. |
| 4. Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek. 
Aynı semtte oturdukları için komşu da sayılırlar. |
| 5. Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak. 
Böyle oturacağınıza çalışsanız olmaz mı? |
| 6. Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek. 
Temelin bu tarafı on santim oturmuş. |
| 7. Biriyle beraber yaşamak. 
O günden beri enişte beyle oturuyorum. |
| 8. Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak.  9. Yer almak, geçmek. 
Valilik makamına oturdu. |
| 10. Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek. 
Gelenekler gün geçtikçe iyice oturdu. |
| 11. Belli bir yörüngede dönmeye başlamak. 
Uydu yörüngeye oturdu. |
| 12. Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak.  13. Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak. 
Arif gibi bir adamla çene yarışına girmek istememekle beraber susup oturamazdı. |
| 32 kez sorgulandı Kaynak (17.01.2021-17.01.2021)
|
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -ak -ek olmak üzere iki şekli vardır
Fonksiyonu bakımından çeşitlilik gösterir. -Çoğu küçültücü bir anlam taşıyan isim ve sıfatlar yapar. Korkmak --> korkak. -Yer isimleri yapar. Durmak --> durak. -Aygıt, organ, ve araç isimleri yapar. Ayrıca fiilin gösterdiği hareketle yapılanı belirtir. Ölçmek --> ölçek. -Halk ağzında da bazı kelimelerde yaşamaktadır. Yunmak --> yunak. -Somut isimler yapar. Kesmek --> kesek. -Soyut isimler yapar. Gezmek --> gezek. -Hem somut hem soyut isimler yapar. Dayanmak --> dayanak.
1863 kez sorgulandı Kaynak (22.12.2020-04.03.2021)
-ak -ek2
| Aynı son ekten türeyenler | |
| |