Türkçe
1. isim Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç; vakıa, fenomen. 
Bilim yoluyla olguları kavrayıp sıralayabiliriz. |
| 2. isim Varlığı deneyle kanıtlanmış şey.  3. isim, edebiyat Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş. 
0 kez sorgulandı Kaynak (13.01.2026-13.01.2026) ol- + -gu
Türkçe olmak sözcüğünden gelir.
| Türkçe
1. isim Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma. 
İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. |
| 2. isim Bir değer yaratan emek.  3. isim Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev. 
Şimdi Mısır'a memuru olduğum bankanın bir işi için geldim. |
| 4. isim Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü. 
İşler durgun. |
| 5. isim Kamu yararına yapılan işler. 
Güvenlik işleri. |
| 6. isim Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma. 
Bu evin işi çok. |
| 7. isim Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek. 
Sonunda bir iş buldum. |
| 8. isim Ticari anlaşma, alışveriş.  9. isim Herhangi bir maksatla kurulan düzen. 
İşlerini bırakmışlar, dükkânlarını kapamışlar, akın akın şehri terk edip gidiyorlardı. |
| 10. isim Bazı deyimlerde "yarar, çıkar" anlamında kullanılan bir söz. 
O, işini bilir. Bu, benim işime gelmez. |
| 11. isim Yapılan şey, davranış. 
Yoksullara yardım etmekle çok iyi bir iş yaptım. |
| 12. isim Nakış, örgü, makrome gibi elde yapılan şey. 
Komşu kadın elindeki işini dizine bırakıp geline döndü. |
| 13. isim Emek, işçilik, ustalık. 
Bu örtü, işi ağır bir örtüdür. |
| 14. isim İşlem. 
İşimi görmediler. |
| 15. isim Bir kimseye özgü olan görüş, anlayış. 
Bu, bir zevk işidir. |
| 16. isim Yetenek. 
Demek bende daha iş varmış ki ilin öğretmeni seçtiler. |
| 17. isim Sorun, konu, mesele, maslahat. 
Etrafın gülüşmeleri arasında iş anlaşıldı. |
| 18. isim Gizli neden veya maksat. 
Çoktandır köylünün şurada burada yayıp gezeceği ehemmiyetli bir iş, bir keramet gösterememişti. |
| 19. isim, fizik Bir kuvvetin uygulanma noktasını hareket ettirirken harcadığı güç. 
Erg, jul, kilogrammetre, vatsaat, kilovatsaat iş ve enerji birimleridir. |
| 1221 kez sorgulandı Kaynak (16.12.2014-17.09.2020)
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231106 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| Türkçe
1. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. 
En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. |
| 2. Gerçekleşmek veya yapılmak.  3. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. 
Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir. |
| 4. Bir şeyi elde etmek, edinmek. 
Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım. |
| 5. Bir durumdan başka bir duruma geçmek.  6. Herhangi bir durumda bulunmak.  7. Uygun düşmek, yerinde görülmek. 
Böyle iş olmaz. Oraya gitmesek de olur. |
| 8. Yetişmek, olgunlaşmak. 
Ekinler oldu. Üzümler daha olmadı. |
| 9. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. 
Çay oldu. |
| 10. Bulunmak. 
Kız da hemen olduğu yere oturdu. |
| 11. Geçmek, tamamlanmak. 
İki yıl oldu. Nerede ise üç yıl olacak. |
| 12. Sürdürmek, yürütmek. 
İlişkilerimiz dostça olsun istiyorum. |
| 13. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. 
Partili olmak. |
| 14. Yaklaşmak, gelip çatmak. 
Sabah oldu. |
| 15. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. 
Pırlanta gerdanlığı da tektaş küpesi de zümrüt yüzüğü de kendinin olsun! |
| 16. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. 
Annesi oluyor. Yeğeni olur. |
| 17. teklifsiz konuşmada Sarhoş olmak. 
Sen adamakıllı olmuşsun. |
| 18. Uymak, tam gelmek. 
Bu şapka başıma oluyor. |
| 19. Yitirmek, elinden kaçırmak. 
Tembelliği yüzünden işinden oldu. |
| 20. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. 
Köyden, kasabadan olmayan, düveni, dirgeni nasıl bilebilir? |
| 21. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. 
Aman, ona bir şey olmasın! Kimseye bir şey olmadı. |
| 22. Yol açmak. 
Bu davranışın ona çok zararı oldu. |
| 23. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. 
Su, buz oldu. |
| 24. yardımcı fiil Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. 
Artık bize gelmez oldu. Bu işi yapmış olacak. |
| 25. yardımcı fiil Hastalığa yakalanmak, tutulmak. 
Tifo olmak. Verem olmak. |
| 1213 kez sorgulandı Kaynak (02.09.2009-03.03.2021)
|
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -gı, -gi, -gu, -gü -kı, -ki, -ku, -kü olarak görülür
Genellikle yapma ifade eden fiillerden isim yapar. -Soyut isimler yapar. Bilmek --> bilgi. -Somut isimler yapar. Çizmek -- çizgi. -Yer ismi yapar. Sermek --> sergi. -Alet isimleri yapar. Delmek --> delgi. -Nesne isimleri yapar. İçmek -- içki.
349 kez sorgulandı Kaynak (31.07.2018-21.03.2021)
-gı -gi -gu -gü -kı -ki -ku -kü
| Aynı son ekten türeyenler | |
| |