Türkçe
1. sıfat Sık sık olan, olagelen, doğal, tabii, olmadık karşıtı. 
Dilimizi doğru yazmak, doğru konuşmak olağan değil ulusal bir görevdir. |
| 2. sıfat Alışılmış olan, normal. 
Mutluluğa, bolluğa alışmayacak, bunları olağan görmeyecek insan yoktur. |
| 145 kez sorgulandı Kaynak (17.12.2020-17.01.2021) ol- + -ağan
Türkçe olmak sözcüğünden gelir.
| Türkçe
1. sıfat Doğada olan, doğada bulunan. 
Doğal güzellikler artık eskisi gibi turist çekmiyor. |
| 2. sıfat Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel.  3. sıfat Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. 
Doğal liman. Doğal sınır.
|
| 4. sıfat Yapmacık olmayan. 
Hamileymiş diye yineliyor oldukça doğal bir tavırla. |
| 5. sıfat Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. 
Ercan o denli doğaldı ki giderek şaşırtıcı olmaktan çıktı. |
| 6. sıfat Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan. 
Bu durumun eski sevgilinin onurunu kırması doğal. |
| 7. sıfat Katıksız, saf1. 
1906 kez sorgulandı Kaynak (09.04.2018-09.04.2018) |
| Arapça (tabii:)
1. sıfat Doğada olan, doğada bulunan.  2. sıfat Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. 
Sıcaklar arttıkça serin yerler aramak, âdeta tabii bir ihtiyaç hâline geliyor. |
| 3. sıfat Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan. 
Beklenen cevap gelince derhâl yazılacağı tabiidir. |
| 4. sıfat Yapmacık olmayan, doğal. 
Bir milletin kendi varlığını müdafaa etmesinden daha tabii ne olabilir? |
| 5. sıfat Katıksız, saf1, doğal. 
Tabii meyve suları.
|
| 6. sıfat zarf (ta'bi.) Elbette, doğallıkla, doğal olarak, işin gereği olarak. 
Yurttaşlarım arasında bana bu yabancılığı çektirmemek isteyenler de oldu tabii. |
| 925 kez sorgulandı Kaynak (02.05.2014-02.05.2014) tabiat + -i5
Arapça tabiat sözcüğünden gelir, tabiata özgü, tabiatla ilgili, doğal.
|
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231242 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| Türkçe
1. Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. 
En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu. |
| 2. Gerçekleşmek veya yapılmak.  3. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. 
Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir. |
| 4. Bir şeyi elde etmek, edinmek. 
Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım. |
| 5. Bir durumdan başka bir duruma geçmek.  6. Herhangi bir durumda bulunmak.  7. Uygun düşmek, yerinde görülmek. 
Böyle iş olmaz. Oraya gitmesek de olur. |
| 8. Yetişmek, olgunlaşmak. 
Ekinler oldu. Üzümler daha olmadı. |
| 9. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. 
Çay oldu. |
| 10. Bulunmak. 
Kız da hemen olduğu yere oturdu. |
| 11. Geçmek, tamamlanmak. 
İki yıl oldu. Nerede ise üç yıl olacak. |
| 12. Sürdürmek, yürütmek. 
İlişkilerimiz dostça olsun istiyorum. |
| 13. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. 
Partili olmak. |
| 14. Yaklaşmak, gelip çatmak. 
Sabah oldu. |
| 15. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. 
Pırlanta gerdanlığı da tektaş küpesi de zümrüt yüzüğü de kendinin olsun! |
| 16. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. 
Annesi oluyor. Yeğeni olur. |
| 17. teklifsiz konuşmada Sarhoş olmak. 
Sen adamakıllı olmuşsun. |
| 18. Uymak, tam gelmek. 
Bu şapka başıma oluyor. |
| 19. Yitirmek, elinden kaçırmak. 
Tembelliği yüzünden işinden oldu. |
| 20. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. 
Köyden, kasabadan olmayan, düveni, dirgeni nasıl bilebilir? |
| 21. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. 
Aman, ona bir şey olmasın! Kimseye bir şey olmadı. |
| 22. Yol açmak. 
Bu davranışın ona çok zararı oldu. |
| 23. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. 
Su, buz oldu. |
| 24. yardımcı fiil Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. 
Artık bize gelmez oldu. Bu işi yapmış olacak. |
| 25. yardımcı fiil Hastalığa yakalanmak, tutulmak. 
Tifo olmak. Verem olmak. |
| 1216 kez sorgulandı Kaynak (02.09.2009-03.03.2021)
|
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -ağan -eğen olmak üzere iki şekli vardır
Fonksiyon olarak çeşitlilik gösterir genel olarak bir işi aşırı ve devamlı yapan isim ve sıfatlar yapar. -Herhangi bir alana veya bilim dalına has terimler yapar. Gezmek --> gezegen. -Soyut sıfatlar yapar. Olmak --> olağan. -hem somut hem soyut isim ve sıfatlar yapar. Burmak --> burağan.
275 kez sorgulandı Kaynak (17.12.2020-03.03.2021)
-ağan -eğen
| Aynı son ekten türeyenler | |
| |