Arapça (mua:mele)
1. isim Davranma, davranış. 
Bana karşı olan muamelesini beğenmedim. |
| 2. isim Yol, yöntem. 
Bu adam muamele bilmiyor. |
| 3. isim İşlem. 
Onlar gündelik muamelelere başlayınca da benim ağzım açık kaldı. |
| 4. isim, eskimiş, kimya İşlem.  5. isim, eskimiş, ticaret Alışveriş. 
Borsada bugün muamele olmadı. |
| 686 kez sorgulandı Kaynak (13.09.2009-28.02.2021) amel → (`ml + müfâ`ale) → muamele
Türkiye Türkçe'sinde az kullanılan Arapça amel sözcüğünden gelir, iş yapma, işlem.
| Türkçe
1. isim Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik.  2. isim Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. 
Bahçeleri bahçelere toprak yollar bağlardı. |
| 3. isim Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. 
Yolda oynayan çocuklara ne olduğunu sordu. |
| 4. isim İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. 
Su yolu. Sel yolu. |
| 5. isim Yolculuk. 
Yola çıkmak. Yoldan kalmak. |
| 6. isim Gidiş çabukluğu, hız. 
Bu vapurun yolu az. |
| 7. isim Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. 
Celâl Bey'i sakal bırakma yolunda, kim, hangi örnek özendirdi diye çok düşünmüşümdür. |
| 8. isim Uyulan ilke, sistem, usul1, tarz, tarik. 
Duyguların eğitimi de en iyi, sanat yoluyla olur. |
| 9. isim Kumaşta bulunan çizgi.  10. isim Kez, defa, kere, sefer.  11. isim, argo Hile, tuzak.  12. isim, halk ağzında Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan.  13. isim, mecaz Gaye, uğur, maksat. 
Bu yolda çok emek harcandı. |
| 14. isim, mecaz Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. 
Bu işi yapmanın bir yolu vardır. |
| 4 kez sorgulandı Kaynak (24.12.2020-24.12.2020)
|
| Türkçe
1. isim Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul1, sistem, prosedür, politika. 
Belki o da bir usandırma yöntemi kullanıyordu. |
| 2. isim Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot. 
239 kez sorgulandı Kaynak (08.01.2021-08.01.2021) |
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231075 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| Arapça
1. isim Yapılan iş, edim, fiil.  2. isim, din bilgisi Bir kimsenin dinin buyruklarını yerine getirmek için yaptıkları.  3. isim, mecaz İshal. 
1406 kez sorgulandı Kaynak (13.09.2009-13.09.2009) ( `ml + fa`al) → amel
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan Arapça `ml kök harflerinden gelir.
|
|
| kök harfler Arapça
2908 kez sorgulandı
|
| kurallı mastar kalıbı Arapça
Son hecesi bazen kapalı "müfâ`alet" şeklinde olur
-Fonksiyonu itibarıyla nesnesi açısından geçişli ve ya geçişsiz, öznesi bakımından ise genellikle işteşlik ifade ederler. Haber --> muhabere.
Kalıptaki ünlü ü u, a e, e a olabilir
10067 kez sorgulandı Kaynak (21.06.2009-17.04.2021)
Arapça kalıplar (kurallı mastarlar)
|
| |