Arapça (mevki:si)
1. isim Yer, mahal. 
Gelibolu civarında Akbaş mevkisinde bir cephane deposu vardı. |
| 2. isim Makam. 
Senelerce devletin yüksek mevkilerinde bulundu. |
| 3. isim Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer. 
İkinci mevki sıralar oldukça dolmuş, localardan ise ancak bir ikisi tutulmuş. |
| 4. isim Durum. 
Hey Allah'ım! Ben ne müşkülatlı bir mevkide kalmışım şimdi. |
| 222 kez sorgulandı Kaynak (18.03.2017-18.03.2017) vuku → (vk` + mef`il2) → mevki
Arapça vuku sözcüğünden gelir, vuku bulunan yer
| Türkçe
1. isim Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. 
İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? |
| 2. isim Gezinilen, ayakla basılan taban. 
Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. |
| 3. isim Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. 
Anadolu'nun bazı yerlerinde eski bir kocakarı itikadı vardır. |
| 4. isim Durum, konum, vaziyet. 
Türkiye stratejik bakımdan önemli bir yerdedir. |
| 5. isim Ülke.  6. isim Geçim sağlamak için çalışılan iş yeri. 
Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? |
| 7. isim Önem. 
Uçağın yurt savunmasındaki yeri. |
| 8. isim İz.  9. isim Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. 
Deniz kıyısında bir yer aldılar, ev yapacaklar. |
| 10. isim Ekime elverişli toprak parçası, arazi. 
Çorak yerde ot bitmez. |
| 11. isim Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. 
Toplantı yeri. Kaza yeri. |
| 12. isim Otel, motel vb.nde kalınacak oda. 
Yeriniz var mı? |
| 13. isim, coğrafya Yerküre.  14. isim, mecaz Durum, konum. 
Sen benim yerimde olsan ne yapardın? |
| 7 kez sorgulandı Kaynak (27.02.2021-27.02.2021)
|
| Türkçe
1. isim Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl1, keyfiyet, mevki, pozisyon. 
Genel Sekreter, kazadaki sıtma durumu hakkında verdiğim uzun tafsilattan pek memnun kaldı. |
| 2. isim Duruş biçimi, konum, tavır.  3. isim Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.  4. isim, dil bilgisi Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl1. 
Yalın durum. Belirtme durumu. Kalma durumu. |
| 17 kez sorgulandı Kaynak (01.04.2021-01.04.2021) |
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231208 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| kök harfler Arapça
3052 kez sorgulandı
|
| |