Türkçe
1. sıfat Suyu, nemi olmayan, yaş1 ve nemli karşıtı. 
Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı. |
| 2. sıfat Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. 
Kuru çöl. Kuru tepeler. |
| 3. sıfat Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. 
Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar. |
| 4. sıfat Canlılığını yitirmiş (bitki). 
Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum? |
| 5. sıfat Salgısı olmayan. 
Kuru öksürük. Kuru egzama. |
| 6. sıfat Döşenmemiş, çıplak. 
Salih Reis, dört kuru duvardan ibaret fukara kapısından gördüğü mavi denize baka baka ölmek istiyordu. |
| 7. sıfat Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). 
Kuru çayla karın doyar mı? |
| 8. sıfat, mecaz Etkisi ve sonucu olmayan. 
Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler. |
| 9. sıfat, mecaz Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem.  10. sıfat, mecaz Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. 
Kuru, zevksiz bir hayat. |
| 11. sıfat, mecaz Akıcı olmayan, duygudan yoksun. 
Kuru bir anlatım. |
| 12. isim Kuru fasulye. 
170 kez sorgulandı Kaynak (03.03.2021-22.04.2024) kur- + -u1
Türkçe kurmak sözcüğünden gelir, ısıtmak anlamından.
| Arapça
1. sıfat Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan). 
Uzun boylu, zayıf, ellilik bir hanım. |
| 2. sıfat Görevini yapacak yeterli gücü olmayan. 
Zayıf bir ordu. Gözleri zayıf. |
| 3. sıfat Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. 
Zayıf bir yapı. |
| 4. sıfat Önemli, güvenilir olmayan. 
Zayıf bir bilgi. |
| 5. sıfat Çok az. 
Zayıf bir ihtimal. |
| 6. sıfat Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. 
Radyoda uzak bir istasyonun zayıf sesini duydu. Zayıf ışık. |
| 7. isim Başarısızlığı gösteren not.  8. sıfat Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. 
Zayıf bir öğretmen. |
| 9. sıfat Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. 
Zayıf ve uydurma bir âşık bu cevaba karşı perişan olurdu. |
| 1501 kez sorgulandı Kaynak (03.07.2018-24.02.2021) |
| Türkçe
1. sıfat Değişmeksizin, düzenli, aynı biçimde tekrarlanan, sürüp giden; tek örnek, muttarit, yeknesak, monoton. 
Yazıcı, tekdüze bir sesle çabuk çabuk okuyordu. |
| 2. zarf (te'kdüze) Değişmeyerek, aynı biçimde tekrar edilerek; bitevi, biteviye. 
Günler, haftalar geçiyor, hayat Aylin için hastanesi, okulu ve evi arasında tekdüze akıp gidiyordu. |
| 82 kez sorgulandı Kaynak (23.04.2024-23.04.2024) |
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231068 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| Türkçe
1. Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek. 
Geniş çöl ufukları arasında çadırlarımızı kurduk. |
| 2. Hazırlamak. 
Kurduğu sofraya, yaptığı salataya git de bak! |
| 3. Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek. 
Çocukça bir sevinçle kurduğun çalar saatleri çalıp duruyor. |
| 4. Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak. 
Turşu kurmak. |
| 5. Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek. 
Dünyanın en büyük imparatorluklarını kuran kimlerdi? |
| 6. Yapmak, inşa etmek. 
Çirkin yapıları örtecek güzel yapılar kuralım. |
| 7. Yapmak, oluşturmak.  8. ticaret Ortaklık sağlamak.  9. Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek. 
Teşkilatı ilçede sevilip sayılan bir avukat kurmuştu. |
| 10. Bir araya getirmek, toplamak. 
Divan kurmak. |
| 11. Düşünmek. 
Yalnız hayalle geçiniyorum, ben yalnız hayal kuruyorum. |
| 12. Aklına koymak. 
O gitmeyi bir kez kurdu mu artık durmaz. |
| 13. Zihinde büyütmek. 
Bayram Ağa, uşakların söylediklerini kurdukça kurdu. |
| 14. Sağlamak1, oluşturmak. 
Dostluk kurmak. İlişki kurmak. |
| 15. mecaz Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek. 
27 kez sorgulandı Kaynak (22.12.2020-22.12.2020)
|
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -ı -i -u -ü olmak üzere dört şekli vardır
Fonksiyonu itibarıyla çeşitlilik gösterir. -Yapan, olan veya yapılan çeşitli nesneleri karşılar. Sormak --> soru. -Yer isimleri yapar. Batmak --> batı.
388 kez sorgulandı Kaynak (28.12.2020-03.03.2021)
-ı -i -u -ü
| Aynı son ekten türeyenler | |
| |