Türkçe
1. isim Açık kollarla göğüs arasındaki bölüm, aguş. 
Kucağımdaki yavrumla yapayalnız kalmıştık. |
| 2. sıfat Açık kollarla göğüs arasına sığabilen miktarda olan.  3. isim, mecaz Herhangi bir durumun veya şeyin sınırlarının arası, iç. 
Oralar her saldırganlıktan korunmuş Türk kucağı idi. |
| 4. isim, mecaz Ortam, ocak. 
On yıl var ayrıyım Kına Dağı'ndan Baba ocağından, yâr kucağından |
| 137 kez sorgulandı Kaynak (22.12.2020-17.01.2021) kuç- + -ak2
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan EskiTürkçe kuçmak sözcüğünden gelir.
| Türkçe
1. isim Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı. 
Deniz gecenin içinde, gece denizin içindedir. |
| 2. isim Oyuk şeylerin boşluğu.  3. isim Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta. 
Tahtanın içi çürümüş. |
| 4. isim Nesnelerin veya kimselerin arasında bulunan nesne veya kimse, ara.  5. isim Ten ile dış giysiler arası. 
Boynumda kalın yün atkı, içimde çift kat fanila, gene de titriyorum. |
| 6. isim Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm. 
Ekmek içi. Ceviz içi. |
| 7. isim Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım.  8. isim Mide, bağırsak, karın. 
İçi bulanmak. İçi sürmek. |
| 9. isim Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri. 
İçimizdeki sevinçleri, kederleri paylaşacak insan nerede? |
| 10. isim Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan. 
Yurt içi ulaşım. Şehir içi haberleşme. Aile içi ilişkiler. |
| 11. isim Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım.  12. sıfat Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan. 
İç kapının perdesi yanlara doğru açıldı. |
| 13. sıfat İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan. 
İç dünyamız. |
| 14. isim, mecaz Muhteva. 
3 kez sorgulandı Kaynak (24.02.2021-24.02.2021)
|
| Türkçe
1. isim Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer; ocaklık. 
Üç balıkçı güneş batarken kumların üzerine iki taştan bir ocak yaptılar ve ateş yaktılar. |
| 2. isim Şömine. 
Ocağın önünde oturup acayip bir dikkatle odunların yanışına bakar.| Yakup Kadri Karaosmanoğlu |
|
| 3. isim Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. 
Anlaşılan çamaşırcı giderken ocağı tam söndürmemiş olacak. |
| 4. isim Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. 
Konuşmalar iyice kızışmaya başladığı vakit kahve ocağının önünde görünür. |
| 5. isim Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. 
Mermer ocağı. Kömür ocağı. |
| 6. isim Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için etrafı yükseltilerek ortası çukur bırakılmış yer. 
Mustafa, arkasına güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu. |
| 7. isim Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. 
Başlangıçtan beri burası bir vatansever ocağı idi. |
| 8. isim Yılın birinci ayı; ikinci kânun, son kânun, kânunusani. 
Ocak ayını sevmem, oldum olası. |
| 9. isim, tarih Yeniçeri teşkilatını oluşturan ortalardan her biri.  10. isim, mecaz Ev, aile, soy. 
Henüz temelleri atılmayan kendi ocağım kurulmadan yıkılmıştı. |
| 11. isim, ağızlardan Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. 
Bugün de Anadolu’nun birçok yerleşim biriminde afsuncular, ocaklar ve muskacılar işlerine aynı sözlerle başlarlar. |
| 12. isim Bir şeyin en çok bulunduğu veya yapıldığı yer. 
Bilim ocağı, hayır ocağı, fesat ocağı. |
| 13. isim Toprak altındaki su kanallarının toprak üzerine açılan ve bir kapakla örtülü bulunan deliği. 
0 kez sorgulandı Kaynak (03.01.2026-03.01.2026)
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231184 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -ak -ek olmak üzere iki şekli vardır
Fonksiyonu bakımından çeşitlilik gösterir. -Çoğu küçültücü bir anlam taşıyan isim ve sıfatlar yapar. Korkmak --> korkak. -Yer isimleri yapar. Durmak --> durak. -Aygıt, organ, ve araç isimleri yapar. Ayrıca fiilin gösterdiği hareketle yapılanı belirtir. Ölçmek --> ölçek. -Halk ağzında da bazı kelimelerde yaşamaktadır. Yunmak --> yunak. -Somut isimler yapar. Kesmek --> kesek. -Soyut isimler yapar. Gezmek --> gezek. -Hem somut hem soyut isimler yapar. Dayanmak --> dayanak.
1870 kez sorgulandı Kaynak (22.12.2020-04.03.2021)
-ak -ek2
| Aynı son ekten türeyenler | |
| |