Türkçe
1. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. 
Öteki elini doktorun omzuna koydu. |
| 2. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak. 
O kadar etkilenmiş ki beni de işe koymak için onlarla tanıştırmaya götürüyordu. |
| 3. Gitmesine engel olmamak, gitmesine izin vermek; bırakmak. 
İçeri kimseyi koymuyorlar. |
| 4. Eklemek. 
Mal üstüne mal koymak için içi giden bir kişidir. |
| 5. İmza, tarih, adres yazmak.  6. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak; vazetmek. 
Orduda yaşayan manevi kuvveti de meydana koyuyor. |
| 7. Etkilemek, dokunmak. 
Kendisinden yakışıklı ve ünlü olan bir adam için terk edilmiş olmak koyuyor olmalı ona. |
| 8. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. 
Giderlerini iki ay içinde yerine koydu. |
| 9. Bırakmak, terk etmek. 
94 kez sorgulandı Kaynak (27.04.2024-27.04.2024) |