Türkçe
1. Oturmaktayken veya yatmaktayken gitmek üzere yerinden ayrılmak. 
Niye kalktınız, biraz daha otursaydınız. |
| 2. Doğrulmak. 
Annem yerinden kalktı, yanıma geldi, bir kolunu uzatarak omzuna doladı. |
| 3. Uyanarak yataktan ayrılmak. 
İstemeye istemeye, altüst olmuş yataktan kalktım. |
| 4. Yukarı doğru yükselmek. 
Terazinin bir gözü inince öbürü kalkar. |
| 5. Taşıtlar yola çıkmak. 
Tren saat onda kalktı. |
| 6. Uçak, helikopter havalanmak. 
Uçak pistten kalktı. |
| 7. Yerinden ayrılıp yol almaya başlamak. 
Çıkın arabaya, kalkacak şimdi, kalacaksınız buracıkta! |
| 8. Hayvan iki art ayağı üzerinde dik durum almak. 
At, art ayakları üzerine kalktı. |
| 9. Kabarmak, ayrılmak. 
Masanın kaplaması kalktı. |
| 10. Derlenip götürülmek. 
Ne zaman kalkacağını, nereye gömüleceğini bilmek, bildirmek mümkün değil. |
| 11. Hasta iyileşip yürüyecek duruma gelmek. 
Hasta bir haftaya kadar kalkar. |
| 12. Varlığı, hayatı son bulmak. 
Halifelik kalktı. |
| 13. Yok olmak, artık bulunmamak. 
Ortalıktan kar kalkınca gelebilirim. |
| 14. Bir şey yapmaya girişmek. 
Gözlüklerini takmadan okumaya kalktı. |
| 15. Geçerli olmamak, geçerliğini yitirmek, geçmez olmak. 
Yasanın bu maddesi kalktı. |
| 16. Uygulanmaz olmak. 
Sıkıyönetim kalktı. |
| 17. Güncelliğini yitirmek. 
Bu âdet çoktan kalktı. |
| 18. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. 
Dörtnala kalkmak. |
| 19. Başka yere gitmek veya taşınmak. 
O yıl çok geçmeden piyade taburu bizim ilçeden başka ilçeye kalktı. |
| 20. Ayakta beklemek. 
Mektepte cezaya kalkmış gibi duruyorsun. |
| 3 kez sorgulandı Kaynak (07.05.2024-07.05.2024) kalk- + -mak
Türkçe kalk-(kalı-) fiil kökünden gelir.
|
kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231180 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| fiil kökü Türkçe kalı-
3 kez sorgulandı
|
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -mak -mek olmak üzere iki şekli vardır
-Genel fonksiyonu itibarıyla fiillerin hareket isimlerini yapar. Bil --> bilmek. -Kalıplaşma sonucu somut isimler yapar. Çak --> çakmak.
14134 kez sorgulandı Kaynak (13.03.2009-03.03.2021)
-mak -mek
| Aynı son ekten türeyenler | |
| Türkçe
1. Bulunduğu yerden almak. 
Az sonra yatakları, yorganları kaldırıp duvar kenarına yığar. |
| 2. Yukarı doğru hareket ettirmek. 
Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık. |
| 3. Yükseltmek. 
Duvarı bir metre daha kaldırmalı. |
| 4. Ürün toplamak, taşımak.  5. Çekmek, taşımak. 
Bu araba bu yükü kaldırmaz. |
| 6. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek.  7. Hastayı hastaneye götürmek. 
Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesine kaldırdılar. |
| 8. Tören yaparak ölüyü gömmek.  9. Toplamak. 
Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar. |
| 10. Alıp başka yere götürmek. 
Kitapları kaldırmış, bulamıyorum. |
| 11. Uyandırmak. 
Bir gece yanında mihman olduğum Sabah oldu deyi kaldırdın beni |
| 12. Piyasadan çekmek. 
İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar. |
| 13. Elin ulaşamayacağı yere koymak; saklamak. 
Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin. |
| 14. Kaçırmak.  15. İyi etmek, birini iyileştirmek. 
Bu ilaç onu yataktan kaldırdı. |
| 16. Bir şeyden çokça satın almak.  17. Bir yere tayin etmek. 
Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler. |
| 18. Yok etmek, ortadan silmek. 
Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır. |
| 19. Oturur veya yatar durumdan çıkararak ayakları üzerinde doğrultmak. 
Kızı ayağa kaldırdı. |
| 20. Bulunduğu yerden almak, alıp başka yere götürmek. 
Az sonra yatakları, yorganları kaldı-rıp duvar kenarına yığar. |
| 21. Bir işi yapması için harekete geçirmek. 
Beni de Yahudi kızını da zorla çekip oyuna kaldırdı. |
| 22. mecaz Uygun gelmek. 
Bu kumaş fazla süs kaldırmaz. |
| 23. argo Bir şeyi çalmak, aşırmak. 
9 kez sorgulandı Kaynak (07.05.2024-07.05.2024)
|
| |