Türkçe
1. Parçalara ayırmak, kesmek, kırkmak.  2. Göz kapaklarını açıp kapamak, kıpmak. 
Az lakırtı söyler, sık ve siyah kaşlarının altında asla kırpmadığı iri, parlak, sabit ve siyah gözlerini hep önüne dikerdi. |
| 3. mecaz Kesinti yapmak, tutumlu davranmak. 
Her hafta bu dergileri alabilmek için küçücük gündeliğimden bir parçasını, öğle yemeklerinden kırparak biriktiririm. |
| 228 kez sorgulandı Kaynak (03.02.2021-03.02.2021) kır- + -p- + -mak
Türkçe kırmak sözcüğünden gelir.
| Türkçe
1. Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. 
İpi kesmek. |
| 2. Dibinden ayırmak. 
Ağaçları kesmek. Dalları kesmek. |
| 3. Düzgün parçalara ayırmak. 
Eti kesmek. Patatesi kesmek. |
| 4. Kesici bir araçla yaralamak. 
Nasıl sol elimle sağ elimi kesip biçeceğim? |
| 5. Ucunu almak. 
Saç kesmek. Tırnak kesmek. |
| 6. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. 
Koyun kesmek. Tavuk kesmek. |
| 7. Son vermek, gidermek. 
Bu ilaç baş ağrısını keser. |
| 8. Ara vermek. 
Bu üç zavallı bizden rahatsız oldular ve derslerini keserek çekildiler. |
| 9. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. 
Yardımı kestiler. Ücreti ödemeyince telefonu kestiler. |
| 10. Akımı durdurmak. 
Şimdi belediye ile anlaşamayan müteşebbis cereyanı kesmiş. |
| 11. Belirtmek, kararlaştırmak. 
Gününü daha kesmedik. |
| 12. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. 
Ücretinden beş lira kesmişler. |
| 13. Para basmak.  14. Azaltmak, güçleştirmek. 
Rüzgâr geminin yolunu kesiyor. |
| 15. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak.  16. Geçişi önlemek. 
Yolu kesmek. |
| 17. Susmak. 
Kes artık yeter! |
| 18. Hasta organı ameliyatla almak.  19. Bölmek, ayırmak. 
Bulvarı kesen küçük sokaklardan biri. |
| 20. Yazıyı, filmi kısaltmak.  21. argo Uydurmak, yalan söylemek.  22. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. 
Rüzgâr yüzümü kesiyor. |
| 23. mecaz Birini yermek, kötülemek. 
Hiç değil beni kesmeden edemez o. |
| 24. mecaz Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak.  25. mecaz Vahşice öldürmek.  26. spor Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. 
42 kez sorgulandı Kaynak (17.01.2021-17.01.2021)
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231121 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| Türkçe
1. Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak. 
Taşları kırmak. Bardağı kırmak. |
| 2. İri parçalara ayırmak.  3. Belirli bir biçimde katlamak. 
Forma kırmak. |
| 4. Öldürmek, yok olmasına neden olmak. 
Bu yıl soğuk, hayvanları kırdı. |
| 5. Bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek. 
Firma verdiği teklif fiyatını son dakikada bir yüzde yirmi daha kırıyordu. |
| 6. Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak.  7. Vücut kemiklerinden birini parçalamak. 
Ayol, yapma, gel, düşüp bir yerini kıracaksın! |
| 8. Tahılı iri ve kaba öğütmek.  9. Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek. 
Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun. |
| 10. mecaz Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek. 
Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz. |
| 11. mecaz Yok etmek. 
Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağım Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım |
| 12. mecaz Gücünü, etkisini azaltmak. 
Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış. |
| 13. argo Kaçmak, uzaklaşmak.  14. ticaret Değerinden düşük fiyata almak. 
Bono kırmak. Çek kırmak. |
| 30 kez sorgulandı Kaynak (03.02.2021-03.02.2021)
|
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -mak -mek olmak üzere iki şekli vardır
-Genel fonksiyonu itibarıyla fiillerin hareket isimlerini yapar. Bil --> bilmek. -Kalıplaşma sonucu somut isimler yapar. Çak --> çakmak.
14111 kez sorgulandı Kaynak (13.03.2009-03.03.2021)
-mak -mek
| Aynı son ekten türeyenler | |
| |