Türkçe
1. Yüksekten veya yukarıdan aşağıya doğru gelmek.  2. Bir taşıt veya binek hayvanından yere basmak. 
Tramvayın ön tarafından hızla inerken, arkasından bir sesin bağırdığını gördü. |
| 3. Dağ, tepe vb. yüksek bir yerden gelmek. 
Dağdan kurt indi. |
| 4. Bir yerden başka bir yere gitmek, varmak. 
Bünyamin, gücünün yettiği kadar hızlı yürüyüp Haliç'e indi. |
| 5. Konaklamak. 
Samananbarı köyünün en büyük ve gösterişli evine inmişlerdi. |
| 6. Alçalıp eski durumuna dönmek. 
Sular indi. Şiş indi. |
| 7. Fiyatı düşürmek. 
Bin lira daha indim, gene almadı. |
| 8. Değeri düşmek. 
Altın fiyatları indi. |
| 9. argo Vurmak. 
Şimdi kafana inerim! |
| 10. Yıkılmak. 
Yağmurdan duvar inmiş. |
| 11. İnme gelmek. 
Sağ tarafına inmiş. |
| 12. Bir yeri kaplamak, basmak veya bir yerden akmak, kaymak1. 
Gemi baş döndüren zaferli bir gürültüyle indi sulara. |
| 13. Uzamak, ulaşmak. 
Beyaz taşlardan yapılmış kısa bir duvarın ötesindeki zeytinlik ta vadiye kadar iniyordu. |
| 14. Ağmak.  15. Sayısı azalmak. 
Evvelden daha çok olduğumuzu zannettiğim hâlde sayımız son günlerde bu miktara inmiştir. |
| 10 kez sorgulandı Kaynak (02.03.2021-02.03.2021) en-2 + -mek
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan EskiTürkçe en-2 fiil kökünden gelir.
|
Türkçe
1. Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. 
Masaya vurmak. Birinin başına vurmak. |
| 2. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. 
Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara giriyor. |
| 3. Etkisi bir yere kadar uzanmak.  4. Duyulmak, hissedilmek.  5. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. 
Yıkık damından içeriye parça parça güneş vurur. |
| 6. Olumsuz yönde etkilemek. 
Kriz kitap dünyasını da vurdu. |
| 7. Hızla değmek, çarpmak. 
Kolumu duvara vurmuşum. |
| 8. Sürmek. 
Duvara boya, tahtaya cila vurmak. Yakı vurmak. |
| 9. Takmak, koymak, bağlamak. 
Seni buradan ellerine kelepçe, ayaklarına zincir vurup öyle götürecekler!| Yakup Kadri Karaosmanoğlu |
|
| 10. Bağlama, ilişkilendirmek. 
Bohçacı ve yazmacı kadınların tuhaflığına vurarak etrafını alırlar. |
| 11. Olduğundan başka biçimde görünmek. 
Deliliğe vurmak. |
| 12. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. 
Bıçak vurmak. |
| 13. Uygulamak, basmak, koymak. 
Damga vurmak. |
| 14. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak.  15. Amaçladığı şeye rast getirmek.  16. Hızla çarpmak. 
Ayağını güm güm yere vurarak. |
| 17. Silahla yaralamak, öldürmek. 
Bir gün kızı kurtarmışlar, ayıyı vurmuşlar. |
| 18. Dokunmak, hasta etmek. 
Bizim evin bacası çekmiyor. Bütün kış, maaile kömür vuruyor bizi bu yüzden. |
| 19. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. 
Dolu, bu yıl ekinlerin çoğunu vurmuş. |
| 20. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. 
Kalbi öylesine kopacakmış gibi vuruyordu. |
| 21. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek.  22. Desteklemek, dayamak. 
Akşam olunca kapının desteğini vurduk. |
| 23. Çıkmak. 
Su dışarı vurdu. |
| 24. Sırtına, omzuna yerleştirmek. 
Hamalın biri sırtına koca bir ayna vurmuş götürüyordu. |
| 25. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak.  26. Tavla oyununda pulu kırmak.  27. mecaz Manevi olarak yaralamak.  28. argo İçki içmek.  29. argo Kadeh tokuşturmak.  30. argo Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. 
Birinin on milyon lirasını vurmak. |
| 31. matematik Çarpma işlemini yapmak. 
İkiyi dörde vurursak sekiz eder. |
| 18 kez sorgulandı Kaynak (02.03.2021-02.03.2021)
|
| Türkçe
1. Belli bir yere varmak, erişmek, gitmek. 
Doğudan batıya kadar ulaşmış bir zafer bestesi dinliyorum. |
| 2. Hedeflenen bir şeyi elde etmek, kavuşmak, erişmek. 
İhlasla, samimiyetle, muhabbetle kalbi bağlantısını sürdüren insan, muhakkak hedefe ulaşır. |
| 3. Belli bir noktaya ermek, uzanmak, yetişmek. 
Elim lambaya ulaşıyor. |
| 4. Birbirine katılmak, dökülmek. 
Yeraltı dünyasına inen şaman, doğruca varıp üzerinde kıldan ince köprüsü olan bir denize ulaşır. |
| 67 kez sorgulandı Kaynak (22.04.2024-22.04.2024) |
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231201 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -mak -mek olmak üzere iki şekli vardır
-Genel fonksiyonu itibarıyla fiillerin hareket isimlerini yapar. Bil --> bilmek. -Kalıplaşma sonucu somut isimler yapar. Çak --> çakmak.
10373 kez sorgulandı Kaynak (26.06.2009-03.03.2021)
-mak -mek
| Aynı son ekten türeyenler | |
| Türkçe
1. isim İnmek işi. 
Büzülüp kaldığım köşede sabahın bir an evvel olmasını, güneşin bir saat evvel arza inmesini bekliyorum. |
| 2. isim, tıp Vücudun bir bölümünde hareket ve hissetmenin kalkması; felç, nüzul, sekte, paralizi, apopleksi. 
3 kez sorgulandı Kaynak (26.04.2024-26.04.2024) |
| Türkçe
1. Daha kolay ve yalın duruma getirmek.  2. kimya Bir maddenin oksijenini alarak oksit özelliğini yok etmek, irca etmek.  3. matematik Bir işlemi daha kısa veya daha yalın bir biçime sokmak, irca etmek. 
316 kez sorgulandı Kaynak (02.03.2021-02.03.2021) |
| |