Arapça + Türkçe
1. Duymak. 
Hançer saplanmış gibi keskin bir sızı hissetmişti kasıklarında. |
| 2. Bir şeyden etkilenmek, duymak.  3. Bir şeyi sezmek, farkına varmak, anlamak. 
Bu yıkılışın ona geldiğini hep hissediyorduk. |
| 4. mecaz Saymak, addetmek. 
Ömürleri boyunca hep kendilerini başkalarından sorumlu hissetmiş ve ancak böyle ayakta kalabilmiş insanlardan biriydi. |
| 22 kez sorgulandı Kaynak (12.03.2024-24.03.2024) hiss + etmek
Arapça his sözcüğünden gelir.
| Türkçe
1. Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. 
Bir köylüden burada avlandığınızı duydum. |
| 2. İşitmek, ses almak. 
Çamaşırcı Fatma kadın annemin duymayan kulaklarına yalvarıyor. |
| 3. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarını algılamak; hissetmek. 
Elimin üzerinde bir böceğin gezdiğini duydum. |
| 4. nesnesiz, mecaz Bir şeyi sezmek, fark etmek. 
Güzel olmasın fakat ruhu olsun, bir şey duysun. |
| 35 kez sorgulandı Kaynak (07.02.2021-12.03.2024)
|
| Türkçe
1. Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. 
Bir köylüden burada avlandığınızı duydum. |
| 2. İşitmek, ses almak. 
Çamaşırcı Fatma kadın annemin duymayan kulaklarına yalvarıyor. |
| 3. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarını algılamak; hissetmek. 
Elimin üzerinde bir böceğin gezdiğini duydum. |
| 4. nesnesiz, mecaz Bir şeyi sezmek, fark etmek. 
Güzel olmasın fakat ruhu olsun, bir şey duysun. |
| 35 kez sorgulandı Kaynak (07.02.2021-12.03.2024)
|
| Türkçe
1. Bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirmek, sayısını bulmak. 
Nara sormuşlar: -Tanelerin kaç tane? Yiyenler saysın bana ne- demiş. |
| 2. Sayıları arka arkaya söylemek. 
Birden ona kadar saymak. |
| 3. Herhangi bir sıraya koymak, herhangi bir sırada yer aldığını kabul etmek. 
Artık kışı geçti sayabiliriz. |
| 4. Herhangi bir şey, yerine koymak veya herhangi bir şey gözüyle bakmak, addetmek. 
Her çiçekten bal eyledik Arıya saydılar bizi |
| 5. Varsaymak, tutmak, farz etmek. 
Elimi uzatsam benim olacak bir vazoya sırt çevirip başkasına kaptırınca onu benden çalınmış saymak neden? |
| 6. Arka arkaya söylemek, sıralamak. 
Birinin iyiliklerini saymak. |
| 7. Ödemek, peşin vermek. 
İki bin lira saydı, bana bir küpe aldı. |
| 8. mecaz Geçer tutmak. 
Bunu saymam, sizi bir gün erkenden beklerim. |
| 9. mecaz Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı dolayısıyla bir kimseye değer vermek, hürmet etmek. 
Anam babamı nasıl saydı ise ben de kocamı öyle sayacaktım. |
| 10. mecaz Önemsemek.  11. mecaz Gibi görmek, kabul etmek. 
Arzularını yapmayı belli büyük bir külfet saydığınız bu küçük kalpler, saadetin kapısından girmeden felaketin ortasına yuvarlanıyorlar. |
| 12. mecaz Hesaba katmak, dikkate almak. 
Bundan önce verdiğimi saymıyor musun? |
| 21 kez sorgulandı Kaynak (03.03.2021-10.03.2021)
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231185 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| |