Türkçe
1. Dışarıdan içeriye geçmek. 
Birlikte kiliseden içeri giriyoruz, ben topallıyorum. |
| 2. Sığmak. 
Elim bu eldivene girmiyor. |
| 3. Katılmak. 
Bugün edebiyat imtihanına girdim. |
| 4. Almak, fethetmek. 
Ordularımız İstanbul'a girdiler. |
| 5. İncelemek, ayrıntılara inmek.  6. Girişmek, başlamak. 
Kaçırdım gene ipin ucunu, bir türlü konuya giremiyorum. |
| 7. Bulaşmak. 
Koyunlara kelebek hastalığı girdi. |
| 8. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. 
Denize girmek. Ceketinin ucu tabağa giriyor. |
| 9. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. 
İlkbahar girdi. |
| 10. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak.  11. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. 
Göğün morlaşan kenarı eriyor, menekşe rengine giriyordu. |
| 12. İyice anlamak, iyice bilmek.  13. Kavgaya tutuşmak.  14. Erişmek, ulaşmak. 
Yirmisine girdi. |
| 15. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. 
Tuz genellikle her yemeğe girer. |
| 16. Yazılmak, başlamak. 
Okula girdi. |
| 17. Yemek yemek.  18. Yüklenmek.  19. hukuk Tecavüz etmek, geçmek. 
Komşu, tarlamıza beş metre girdi. |
| 22 kez sorgulandı Kaynak (30.03.2021-30.03.2021) gir- + -mek
Türkçe gir-(kir) fiil kökünden gelir.
|
Türkçe
1. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. 
Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı. |
| 2. Satın almak.  3. Ele geçirmek, fethetmek. 
Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş. |
| 4. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. 
Çocuğu okuldan aldı. |
| 5. Birlikte götürmek.  6. İçine sığmak. 
Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır. |
| 7. Kabul etmek.  8. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. 
Mektup almak. Haber almak. |
| 9. İçeri sızmak, içine çekmek. 
Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış. |
| 10. Erkek, kadınla evlenmek. 
O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü. |
| 11. Sürükleyip götürmek. 
Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı. |
| 12. Kazanmak, elde etmek.  13. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. 
Soğuk almak. Ceza almak. |
| 14. Bürümek, sarmak, kaplamak. 
Burayı kötü bir koku aldı, durulamaz hâle geldi. |
| 15. Kısaltmak, eksiltmek. 
Ceketin boyundan almak. |
| 16. Yolmak, koparmak. 
Kaş almak. |
| 17. Temizlemek. 
Karyolanın altını süpürge ile al. |
| 18. İçeri girmesini sağlamak. 
Sevdiği delikanlıyı gece evine almış. |
| 19. Tat veya koku duymak. 
Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır. |
| 20. Örtmek, koymak. 
Paltosunu sırtına aldı. |
| 21. Yol gitmek, mesafe katetmek. 
O yolu bir saatte alırsınız. |
| 22. Çalmak. 
Cebimden saatimi almışlar. |
| 23. Soldurmak. 
Güneş perdelerin rengini aldı. |
| 24. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. 
Dalağını aldılar. |
| 25. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. 
Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı. |
| 26. Göreve, işe başlatmak. 
Yeni bir kapıcı aldı. |
| 27. Görevden, işten çekmek.  28. Başlamak. 
Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur |
| 29. İçecek veya sigara içmek. 
Tadına bakmak için bir yudum aldım. |
| 30. Yutmak, kullanmak. 
İlaç almak. |
| 31. Kazanç sağlamak. 
Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar. |
| 32. Gidermek, yok etmek. 
İçine biraz su koy, tuzunu alır. |
| 33. Yer değiştirmek. 
119 kez sorgulandı Kaynak (03.02.2021-03.02.2021)
|
| Türkçe
1. Belli bir yere varmak, erişmek, gitmek. 
Doğudan batıya kadar ulaşmış bir zafer bestesi dinliyorum. |
| 2. Hedeflenen bir şeyi elde etmek, kavuşmak, erişmek. 
İhlasla, samimiyetle, muhabbetle kalbi bağlantısını sürdüren insan, muhakkak hedefe ulaşır. |
| 3. Belli bir noktaya ermek, uzanmak, yetişmek. 
Elim lambaya ulaşıyor. |
| 4. Birbirine katılmak, dökülmek. 
Yeraltı dünyasına inen şaman, doğruca varıp üzerinde kıldan ince köprüsü olan bir denize ulaşır. |
| 67 kez sorgulandı Kaynak (22.04.2024-22.04.2024) |
| Türkçe
1. Bir yerden başka bir yere gitmek. 
Elindeki kitabı bırakıp bulundukları odaya geçtim. |
| 2. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. 
İplik iğne deliğinden zor geçti. |
| 3. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. 
Eve giderken sizin sokaktan geçeriz. |
| 4. Bir duruma uğramak, konu olmak. 
Dayaktan geçmek. Muayeneden geçmek. |
| 5. Bırakmak, vazgeçmek. 
Bana yârden geç derler Seven yârden geçilir mi? |
| 6. Yaşamak.  7. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. 
Hakkın var. Ne çare ki bizden geçti diye söyleniyor. |
| 8. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. 
Bu odanın içinde geçen aşk anları artık çok uzaklardaydı. |
| 9. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. 
Hastalık bana ondan geçti. |
| 10. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. 
Bu titizlik ona babasından geçmiş. |
| 11. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek.  12. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. 
İstanbul'a geçecek değil, parmağımı kımıldatacak takatim yok. |
| 13. Yerini bırakıp başka yer almak.  14. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. 
Şimdiki tuluat artistlerinin çoğu oradan geçtiler. |
| 15. Etki yapmak, işlemek. 
Soğuk, ciğerime geçti. Başına güneş geçmiş. |
| 16. Görev almak. 
İktidara geçmek. |
| 17. Kalmak, devrolmak. 
Paralar suyunu çekti. Fabrika da olduğu gibi Nihat'a geçti. |
| 18. Geride bırakmak, aşmak. 
Bizim yelkenli vapuru geçecek. Ordu sınırı geçti. Çocuğun boyu babasını geçti. |
| 19. Tükenmek, bitmek, sona ermek. 
Yavaş yavaş bu hırs geçer. |
| 20. Üstünlük sağlamak.  21. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. 
O meseleyi geçelim. O bahsi geç! |
| 22. Zamanı aşmak, geride bırakmak. 
Şehzadebaşı'na geldikleri zaman saat onu geçiyordu. |
| 23. Harcamak. 
Bütün günüm seni takip etmekle geçti.| Yakup Kadri Karaosmanoğlu |
|
| 24. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek.  25. Birinden meşk etmek. 
Bu şarkıyı kimden geçtiniz. |
| 26. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. 
Ankara haberlerini gazetesine geçiyormuş. |
| 27. Sönmek. 
Ocak sönmüş, koru bile geçmişti. |
| 28. Yazılmak, girmek. 
Tarihe geçmek. Kitaba geçmek. |
| 29. Sürümü olmak, satılmak.  30. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. 
Kısa süren bir hastalıktan sonra göçüp gideceğini hissetmiş hatta ölümünün gazetelere bile geçmemesini istemişti. |
| 31. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. 
Bu para artık geçmiyor. |
| 32. Kabul edilemez olmak. 
Senin paran burada geçmez. |
| 33. Okulda, sınavda başarı göstermek. 
Çocuk bu yıl geçti. |
| 34. Bir yere gidip oturmak.  35. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. 
Bu karpuz geçmiş. |
| 36. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. 
Görmedim, dedi, geçti. |
| 37. argo, yardımcı fiil Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. 
lska geçmek. Diskur geçmek. |
| 38. halk ağzında Çekiştirmek, yermek. 
Beni sana geçmişler Vallahi ben demedim |
| 90 kez sorgulandı Kaynak (04.04.2021-04.04.2021)
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231180 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -mak -mek olmak üzere iki şekli vardır
-Genel fonksiyonu itibarıyla fiillerin hareket isimlerini yapar. Bil --> bilmek. -Kalıplaşma sonucu somut isimler yapar. Çak --> çakmak.
10370 kez sorgulandı Kaynak (26.06.2009-03.03.2021)
-mak -mek
| Aynı son ekten türeyenler | |
| |