Türkçe
1. sıfat Geçme işini yapmış.  2. sıfat Zaman bakımından geride kalmış, esbak. 
Bu eski sesler içinde geçmiş zamanlar uyuyor, uyanıyor, geriniyor, yaşıyor gibidir. |
| 3. sıfat Çürümeye yüz tutmuş.  4. isim Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi. 
Onlar bu davranışlarıyla geçmişte sadece huzursuzluk yarattı. |
| 5. isim Arkada kalan hayat. 
Perde perde örtülü olan eski bir geçmişten kulaklarına garip bir fısıltı gelmişti. |
| 6. isim Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları. 
Senin de yedi göbek geçmişine rahmet okusun ha? |
| 132 kez sorgulandı Kaynak (11.04.2021-11.04.2021) geç- + -miş
Türkçe geçmek sözcüğünden gelir.
| Arapça (ma:zi:)
1. isim Geçmiş. 
Mazinin mefahirini yaşatmak, bir millete yapılacak en büyük hizmet. |
| 2. isim, dil bilgisi Geçmiş zaman. 
419 kez sorgulandı Kaynak (06.03.2014-08.04.2020) muzi → (mz` + fâ`il) → mazi
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan Arapça muzi sözcüğünden gelir, geçen, zaman olarak geçmiş.
|
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231121 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| Türkçe
1. Bir yerden başka bir yere gitmek. 
Elindeki kitabı bırakıp bulundukları odaya geçtim. |
| 2. Bir yandan girip diğer yandan çıkmak. 
İplik iğne deliğinden zor geçti. |
| 3. Yol, araç veya akarsu bir yerin yakınından veya içinden gitmek. 
Eve giderken sizin sokaktan geçeriz. |
| 4. Bir duruma uğramak, konu olmak. 
Dayaktan geçmek. Muayeneden geçmek. |
| 5. Bırakmak, vazgeçmek. 
Bana yârden geç derler Seven yârden geçilir mi? |
| 6. Yaşamak.  7. Bir şeyi bundan böyle yapma durumunda olmamak. 
Hakkın var. Ne çare ki bizden geçti diye söyleniyor. |
| 8. Olmak, vuku bulmak, cereyan etmek. 
Bu odanın içinde geçen aşk anları artık çok uzaklardaydı. |
| 9. Hastalık bulaşmak, sirayet etmek. 
Hastalık bana ondan geçti. |
| 10. Herhangi bir durum, soya çekim yoluyla birinde görünmek. 
Bu titizlik ona babasından geçmiş. |
| 11. Bulunduğu yeri veya konumu değiştirmek.  12. Bir yeri aşmak, öbür yana ulaşmak. 
İstanbul'a geçecek değil, parmağımı kımıldatacak takatim yok. |
| 13. Yerini bırakıp başka yer almak.  14. Bir konu üzerinde veya bir yerde çalışmış olmak. 
Şimdiki tuluat artistlerinin çoğu oradan geçtiler. |
| 15. Etki yapmak, işlemek. 
Soğuk, ciğerime geçti. Başına güneş geçmiş. |
| 16. Görev almak. 
İktidara geçmek. |
| 17. Kalmak, devrolmak. 
Paralar suyunu çekti. Fabrika da olduğu gibi Nihat'a geçti. |
| 18. Geride bırakmak, aşmak. 
Bizim yelkenli vapuru geçecek. Ordu sınırı geçti. Çocuğun boyu babasını geçti. |
| 19. Tükenmek, bitmek, sona ermek. 
Yavaş yavaş bu hırs geçer. |
| 20. Üstünlük sağlamak.  21. Söylemeden veya bitirmeden atlamak. 
O meseleyi geçelim. O bahsi geç! |
| 22. Zamanı aşmak, geride bırakmak. 
Şehzadebaşı'na geldikleri zaman saat onu geçiyordu. |
| 23. Harcamak. 
Bütün günüm seni takip etmekle geçti.| Yakup Kadri Karaosmanoğlu |
|
| 24. Bir müzik parçasını meşk ederek öğrenmek, çalmak veya söylemek.  25. Birinden meşk etmek. 
Bu şarkıyı kimden geçtiniz. |
| 26. Haberi bir iletişim aracı ile bildirmek. 
Ankara haberlerini gazetesine geçiyormuş. |
| 27. Sönmek. 
Ocak sönmüş, koru bile geçmişti. |
| 28. Yazılmak, girmek. 
Tarihe geçmek. Kitaba geçmek. |
| 29. Sürümü olmak, satılmak.  30. Konuşmada sözü geçmek veya basında yer almak. 
Kısa süren bir hastalıktan sonra göçüp gideceğini hissetmiş hatta ölümünün gazetelere bile geçmemesini istemişti. |
| 31. Kullanımda olmak, tedavülde olmak. 
Bu para artık geçmiyor. |
| 32. Kabul edilemez olmak. 
Senin paran burada geçmez. |
| 33. Okulda, sınavda başarı göstermek. 
Çocuk bu yıl geçti. |
| 34. Bir yere gidip oturmak.  35. Çok bekletilmekten çürümeye yüz tutmak. 
Bu karpuz geçmiş. |
| 36. Sıyrılmak, kurtulmak, işin içinden çıkmak. 
Görmedim, dedi, geçti. |
| 37. argo, yardımcı fiil Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. 
lska geçmek. Diskur geçmek. |
| 38. halk ağzında Çekiştirmek, yermek. 
Beni sana geçmişler Vallahi ben demedim |
| 90 kez sorgulandı Kaynak (04.04.2021-04.04.2021)
|
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -mış -miş -muş -müş olmak üzere dört şekli vardır
Esasen bir isim-fiil eki olup bazı sözcüklerde kalıplaşarak fiilden isim yapma eki haline gelmiştir.
Fonksiyonları çeşitlidir.
-Somut isimler yapar. Ermek --> ermiş. -Soyut isim yapar. Geçmek --> geçmiş. -Araç ismi yapar. Dolmak --> dolmuş. -Sıfat yapar. Bilmek --> bilmiş. -Erkek ismi yapar. Satılmak --> satılmış. -Yer ismi yapar. Ödemek --> ödemiş.
592 kez sorgulandı Kaynak (11.04.2021-11.04.2021)
-mış -miş -muş -müş
| Aynı son ekten türeyenler | |
| |