Türkçe
1. sıfat Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı. 
Güzel kız. Güzel çiçek. |
| 2. sıfat İyi, hoş. 
Güzel şey canım, milletvekili olmak! |
| 3. sıfat Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran. 
Güzel bir fırsat. |
| 4. sıfat Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran. 
Güzel duygular. Güzel hareketler. |
| 5. sıfat Görgü kurallarına uygun olan.  6. sıfat Sakin, hoş (hava). 
Güzel bir gece. |
| 7. sıfat Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı. 
Güzel vaatler. |
| 8. sıfat Pek iyi, doğru. 
Güzel güzel amma! |
| 9. isim Güzel kız veya kadın. 
Güzeller deniz kenarına geldikleri zaman âşıklar da kale burçlarına ve bedenlerine dolarlar. |
| 10. isim Güzellik kraliçesi.  11. zarf Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde. 
Arabayı koştururken boyunlarındaki ziller güzel şıngırdıyordu atların. |
| 12. zarf Adamakıllı, şiddetli. 
Karıkoca bu kuzu yüzünden güzel bir kavga ettiler. |
| 94 kez sorgulandı Kaynak (25.12.2020-23.08.2022) göz + -el1 → gözel → ses değişmesi → güzel
Türkçe göz(köz) sözcüğünden gelir, göze özgü, gözle ilgili.
| Türkçe
1. sıfat İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. 
Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum. |
| 2. sıfat Bol, çok, aşırı. 
İyi yağmur yağdı. |
| 3. sıfat Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. 
İyi haber. |
| 4. sıfat Esen, sağlıklı. 
İyi ve sıhhatli olduğumu bildirebilirsiniz. |
| 5. sıfat Yerinde, uygun. 
İyi bir cevap. |
| 6. sıfat Doğru olan. 
İyisi bu işe karışmamaktır. |
| 7. sıfat Yeterli, yetecek miktarda olan. 
Bu yün, hırka için iyidir. |
| 8. isim Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not.  9. zarf İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. 
Bunun çocukları iyi çıktıkları için ölünceye kadar babalarına bakmışlar. |
| 480 kez sorgulandı Kaynak (12.02.2009-06.11.2011)
|
| Türkçe
1. sıfat Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı.  2. sıfat Gerçek, yalan olmayan. 
Doğru haber. |
| 3. sıfat Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. 
Bunları sana şimdiden söylemek daha doğrudur. |
| 4. isim Gerçek, hakikat. 
Söyleyin doğrusunu, siz insanoğlunun ahlaklı olabileceğine inanmıyorsunuz. |
| 5. isim, matematik İki nokta arasındaki en kısa çizgi. 
İki noktadan yalnız bir doğru geçebilir. |
| 6. zarf Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. 
Doğru söylüyorsun Ali, doğru söylüyorsun ama kazın ayağı öyle değil. |
| 7. zarf Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. 
Doğru oraya gitmiş olsaydınız herhâlde uygun olurdu. |
| 8. zarf Yakın, yakınlarında. 
Şafağa doğru otomobil sesi duyuldu. |
| 9. edat Karşı yönünce. 
Börekçi fırınının karşısındaki dört köşe taşlar döşeli, iki yanı ağaçlı yoldan çarşıya doğru yürüyordu. |
| 10. sıfat Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. 
624 kez sorgulandı Kaynak (17.06.2018-27.05.2020)
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231089 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| Türkçe
1. isim, anatomi Görme organı, basar.  2. isim Bazı deyimlerde, görme ve bakma. 
Gözden geçirmek. Gözden kaybolmak. Göz önünde. Gözü keskin. |
| 3. isim Oda. 
Şu fakir mahallede bir göz evim olsaydı Nasıl sevinç içinde çıkardım şu yokuşu |
| 4. isim Bakış, görüş. 
Bu sefer alacaklı gözüyle baktım. |
| 5. isim Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. 
Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu? |
| 6. isim Delik, boşluk. 
Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır. |
| 7. isim Çekmece. 
Masanın gözleri. |
| 8. isim Terazi kefesi.  9. isim Nazar. 
İnsanı gözle yiyip bitirirler. |
| 10. isim Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. 
Gözden düşmek. Göze girmek. |
| 11. isim Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. 
Göz aşısı. |
| 12. isim Bölüm, hane. 
Dama tahtasında altmış dört göz vardır. |
| 13. isim Bazı yaraların uç bölümü. 
Çıbanın gözü. |
| 55 kez sorgulandı Kaynak (25.12.2020-08.10.2025) gö- + -z1
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan EskiTürkçe gö-(kö-) sözcüğünden gelir, EskiTürkçe'de (köz) olarak bilinir.
|
|
| isimden isim yapma eki Türkçe
İsimden isim yapma eki. -al -el olmak üzere iki şekli vardır
Fonksiyonu itibarıyla çeşitlilik gösterir, -Somut isim yapar. Çöp --> çöpel. -Soyut isim ve sıfat yapar. Gök --> gövel.
1178 kez sorgulandı Kaynak (29.11.2011-05.02.2021)
-al -el1
| Aynı son ekten türeyenler | |
| dil bilgisi Türkçe
Bir dilin seslerinde zaman içinde çeşitli sebeplerle ve türlü şekillerde meydana gelen değişme.
Örnek Tikmek --> Dikmek, Köz > Göz gibi
12892 kez sorgulandı Kaynak (01.04.2009-30.03.2021)
dil bilgisi
| Aynı dil bilgisinden türeyenler | |
| |