Arapça (ema:net)
1. isim Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb., inam, vedia. 
Emaneti olanlar burada her vakit bunlarla ilgilenecek bir çırak bulurlar. |
| 2. isim Bir kimse ile birine gönderilen şey. 
İstanbul'dan getirdiğim emanetinizi akşam benden alınız. |
| 3. isim Eşyanın ücret karşılığı geçici bir süre bırakıldığı yer.  4. isim Can, ruh. 
Allah emanetini alsın da kurtulayım. |
| 561 kez sorgulandı Kaynak (06.07.2009-29.10.2009) ( `mn + fa`âlet) → emanet
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan Arapça `mn kök harflerinden gelir.
| Arapça (vedi:a)
1. isim eskimiş Saklanılması, korunması için birine veya bir yere bırakılan eşya, inam, emanet. 
Vatan sana vediadır.
|
| 2. isim eskimiş, hukuk Kendine korunması, saklanması için eşya verilen kimsenin durumunu gösteren sözleşme. 
1917 kez sorgulandı Kaynak (06.03.2014-06.03.2014) vedi + -a4
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan Arapça vedi sözcüğünden gelir, emanet alan.
| |
| Farsça
1. isim İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık.  2. isim Yaşama, hayat1. 
Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım. |
| 3. isim Güç1, dirilik. 
Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu. |
| 4. isim Kişi, birey. 
Benimle beraber dört canız. |
| 5. isim İnsanın kendi varlığı, özü. 
Sağa sola kaçıştık da, canımızı dar kurtardık. |
| 6. isim Gönül. 
Çirkin bana kurban, ben de güzele Can sever güzeli, maldan ziyade |
| 7. isim Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. 
Şeyh çıkınca oradaki canlar da sırasıyla yürüyüp kapıya gelince dönüp baş kestikten sonra dışarı çakarlar. |
| 8. sıfat Çok içten, sevimli, sevilen, şirin. 
Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi. |
| 542 kez sorgulandı Kaynak (12.02.2009-05.03.2012)
|
| Arapça (ru:hu)
1. isim Dinlerin ve dinci felsefelerin insanda vücuttan ayrı bir varlık olarak kabul ettiği öz, tin, can kuşu.  2. isim En önemli nokta, öz1. 
Lakin oyunun ruhunu anlamak mümkün değil. |
| 3. isim Esans. 
Bazısı ruh koklatır, bazısı alnına sirke sürer, bazısı kollarını, bileklerini ovuşturur. |
| 4. isim, mecaz Duygu. 
Nesri gibi güzel bir ruhu olan Falih Rıfkı, Türk gazeteciliğini bir vatan hizmeti telakki etmiş ve kutsi bir vazife gibi ifa ediyor. |
| 5. isim, felsefe Bedeni etkin kılan canlılık ilkesi, bedenin hayat gücü. 
1849 kez sorgulandı Kaynak (20.07.2009-27.12.2013)
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231101 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| kök harfler Arapça
3153 kez sorgulandı
|
| |