Türkçe
1. Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek. 
Bir elektrik zilinin düğmesine dokunduk. |
| 2. Karıştırmak. 
Bu kâğıtlara kimse dokunmasın. |
| 3. Almak, kullanmak, el sürmek. 
Buğdaydan, bulgurdan ne varsa kimse dokunmuyor, daha zor günlere saklıyordu. |
| 4. Sağlığını bozmak. 
Bu yemek bana dokunur. Bu hava dokundu. |
| 5. İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek, koymak, batmak. 
Hiçbir gözyaşının bana onunkiler kadar dokunduğunu hatırlamıyorum. |
| 6. İlişkin, ilgili olmak, değinmek. 
Eğitim konusuna dokunan bir yazı. |
| 7. Hafifçe değmek. 
Rüzgâr estikçe dal antene dokunuyor. |
| 8. Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak.  9. mecaz Tedirgin etmek, sataşmak. 
Bu karıncaya dokunmayan çocuk o kocaman adamın oracıkta pestilini çıkaracaktı. |
| 23 kez sorgulandı Kaynak (11.02.2021-11.02.2021)
|