Türkçe
1. Yaslamak. 
Sol kolunu yürürken hep kalçasına dayardı. |
| 2. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. 
Kürekleri iskeleye dayayarak bütün hızıyla itti. |
| 3. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. 
Mektubu gözüne dayadı. Bıçağı göğsüne dayadı. |
| 4. Varmak, ulaşmak.  5. mecaz Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak.  6. teklifsiz konuşmada Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek. 
Tezgâha giden garson, önüme koca bir kadeh rakı dayadı. |
| 7. halk ağzında Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak. 
44 kez sorgulandı Kaynak (04.03.2021-01.11.2022) daya- + -mak
Türkçe daya- fiil kökünden gelir.
|
| dayanak dayanıklı dayanma | Türkçe
1. Belli bir yere varmak, erişmek, gitmek. 
Doğudan batıya kadar ulaşmış bir zafer bestesi dinliyorum. |
| 2. Hedeflenen bir şeyi elde etmek, kavuşmak, erişmek. 
İhlasla, samimiyetle, muhabbetle kalbi bağlantısını sürdüren insan, muhakkak hedefe ulaşır. |
| 3. Belli bir noktaya ermek, uzanmak, yetişmek. 
Elim lambaya ulaşıyor. |
| 4. Birbirine katılmak, dökülmek. 
Yeraltı dünyasına inen şaman, doğruca varıp üzerinde kıldan ince köprüsü olan bir denize ulaşır. |
| 67 kez sorgulandı Kaynak (22.04.2024-22.04.2024) |
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231078 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| fiil kökü Türkçe
10 kez sorgulandı
|
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -mak -mek olmak üzere iki şekli vardır
-Genel fonksiyonu itibarıyla fiillerin hareket isimlerini yapar. Bil --> bilmek. -Kalıplaşma sonucu somut isimler yapar. Çak --> çakmak.
14062 kez sorgulandı Kaynak (13.03.2009-03.03.2021)
-mak -mek
| Aynı son ekten türeyenler | |
| Türkçe
1. Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. 
Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor. |
| 2. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. 
Karşılıklı bilmece sormaya dayanan seyirlik oyunlar da vardır. |
| 3. mecaz Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. 
Bu gemi fırtınaya iyi dayanır. |
| 4. mecaz Varmak, ulaşmak. 
Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor. |
| 5. mecaz Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak. 
İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar. |
| 6. mecaz Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. 
Bu proje sonunda bize dayanacak. |
| 7. mecaz Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. 
Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız? |
| 8. mecaz Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. 
Bu kumaş çok dayandı. |
| 9. mecaz Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. 
Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler. |
| 10. Yetişmek, yeter olmak.  11. mecaz Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. 
Kazılmış mezarın önüne geldiklerinde daha fazla dayanamayıp oracığa çöktü. |
| 41 kez sorgulandı Kaynak (04.03.2021-01.11.2022)
|
| Türkçe
1. isim Dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet.  2. isim, mecaz Bir iddiayı güçlendirmeye yarayan tanıt.  3. isim, mecaz Destek, dayanak noktası. 
Söylenenleri destekliyor, onlara dayanak oluyordu. |
| 4. isim, felsefe Bir gerçekliğin onaylanması için olayların arkasında veya altında bulunan şey, kendisine bir şey yüklenilen, bir varlığa destek olan, altta bulunan temel. 
107 kez sorgulandı Kaynak (04.03.2021-04.03.2021) |
| |