| |
|
| |
fiil kökü Türkçe
10 kez sorgulandı
| dayanak dayanıklı dayanma | Türkçe
1. Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. 
Odalardan birinde köşeye dayanmış bir adam, sanki sızmış gibi görünüyor. |
| 2. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. 
Karşılıklı bilmece sormaya dayanan seyirlik oyunlar da vardır. |
| 3. mecaz Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. 
Bu gemi fırtınaya iyi dayanır. |
| 4. mecaz Varmak, ulaşmak. 
Bu haber ortalığa yayılır yayılmaz banknotlarını kapan bankaya dayanıyor. |
| 5. mecaz Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak. 
İki genç, kırarcasına küreklere dayandılar. |
| 6. mecaz Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. 
Bu proje sonunda bize dayanacak. |
| 7. mecaz Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. 
Laikliği korumak için kanun kuvvetine mi, eğitim ve telkin kuvvetine mi dayanmalıyız? |
| 8. mecaz Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. 
Bu kumaş çok dayandı. |
| 9. mecaz Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. 
Merkezde Akhisar'ın, Bergama'nın da henüz dayandığını öğrendiler. |
| 10. Yetişmek, yeter olmak.  11. mecaz Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. 
Kazılmış mezarın önüne geldiklerinde daha fazla dayanamayıp oracığa çöktü. |
| 41 kez sorgulandı Kaynak (04.03.2021-01.11.2022)
|
| Türkçe
1. isim Dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet.  2. isim, mecaz Bir iddiayı güçlendirmeye yarayan tanıt.  3. isim, mecaz Destek, dayanak noktası. 
Söylenenleri destekliyor, onlara dayanak oluyordu. |
| 4. isim, felsefe Bir gerçekliğin onaylanması için olayların arkasında veya altında bulunan şey, kendisine bir şey yüklenilen, bir varlığa destek olan, altta bulunan temel. 
107 kez sorgulandı Kaynak (04.03.2021-04.03.2021) |
| |
|
|
| |
|
|