fiil kökü Türkçe tüş
1. Aklına gelmek. 
6 kez sorgulandı Kaynak (12.03.2021-02.04.2021)
| Tuncer Gülensoy Köken Bilgisi Sözlüğü | kaynak
"Eski Türkçeden günümüze kadar yaşayan bütün Türkiye Türkçesi sözcükleri ile Azerbaycan, Türkmen, Özbek, Kazak, Kırgız, Uygur, Kazan Tatar, Kırım Tatar, Nogay, Başkurt, Çuvaş ve Yakut (Saha) Türkçeleri ve 'Türkiye Türkçesi' (Anadolu-Rumeli) ağızlarında yaşayan biçimlerini gösteren en güvenilir bilimsel sözlüktür.
Türkologlara, Türk diline gönül verenlere, Türkçe ve Türk Dili-Edebiyatı öğretmenlerine faydalı olması dileğiyle..."
133 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| Türkçe
1. sıfat, matematik Yer çekimi doğrultusunda olan, şakuli. 
Çekül bir düşey doğrultuyu gösterir. |
| 97 kez sorgulandı Kaynak (12.03.2021-12.03.2021) |
| Türkçe
1. Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. 
Havada uçan kuş, vurulmuş gibi birdenbire sokağa düşüyor. |
| 2. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. 
Çocukken ağaçtan düşüp ayağım kırılmıştı da ağlayamamıştım. |
| 3. Yere devrilmek, yere serilmek. 
Çocuk koşarken yere düştü. |
| 4. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak.  5. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak.  6. Yağmak. 
Dağlara kar düştü. |
| 7. Vurmak, değmek1, rastlamak. 
İnce uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçi yoluna düşüyordu. |
| 8. Vakti gelmeden ölü doğmak.  9. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. 
Kitabın yeni baskısında buradan bir kelime düşmüş. |
| 10. Eksilmek. 
Gündelikleri yarı yarıya düşmüştü. |
| 11. Aşırı ilgi veya sevgi göstermek. 
Sen bu işin üstüne çok düştün. |
| 12. Uğramak, kapılmak. 
Kadınlar yeni baştan telaşa, heyecana, korkuya düştüler. |
| 13. Yakışmak, uygun gelmek. 
Bu resim buraya iyi düştü. |
| 14. Yakışık almak. 
Bize düşen, medeniyetin zorlamaları karşısında bir ayıklamayı başarabilmek olmalıdır. |
| 15. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. 
Bana arada bir bakkaldan tuz, limon almak düşüyor, o kadar. |
| 16. Bulunmak. 
Birlikte evden çıkmışlar, limanda iskelenin karşısına düşen kahveye doğru yürümüşlerdi. |
| 17. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. 
O asker, gittiğimiz yerde bir aralık benim bölüğüme düşmüştü. |
| 18. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. 
Mirastan ona bu ev düştü. |
| 19. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. 
Bu yaşta mahkemelere düşmek... |
| 20. İşbaşından uzaklaşmak. 
Kabine düştü. |
| 21. Hızı, gücü, değeri azalmak. 
Arabanın hızı düştü. Paranın değeri düştü. |
| 22. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. 
İki gün içinde ateş düştü; ağrılar, sızılar hafifledi. |
| 23. Düşkünleşmek. 
Babam balıkçı amma vaktiyle zenginmiş efendim. Sonradan düşmüş. |
| 24. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. 
Bir rastlantı sonucu aralarına düşmüştüm. |
| 25. Belirli zamana rastlamak. 
Babasının Sütlüce'de yeni bir ev alması bu tarihlere düşer. |
| 26. Fırsat çıkmak. 
Bir kelepir düştü. |
| 27. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. 
Yorgun düşmek. Zayıf düşmek. Şehit düşmek. Esir düşmek. |
| 28. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. 
Medine'nin düştüğünü söylemek istedim. |
| 29. Bazı deyimlerde `yürümek, birlikte gelmek` anlamlarında kullanılan bir fiil. 
Önüne, peşine, arkasına düşmek. |
| 30. Bayağılaşmak.  31. Kötü yola girmek. 
Düşmüş kadınları bu dönemin yazarlarının yücelterek duygudaşlıkla çizdiklerini görüyoruz. |
| 32. Alışmak, müptela olmak.  33. teknik Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. 
11 kez sorgulandı Kaynak (12.03.2021-12.03.2021)
|
| Türkçe
1. isim Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. 
Bu düşünce ona epeyce azap verdi. |
| 2. isim Dış dünyanın insan zihnine yansıması.  3. isim Niyet, tasarı.  4. isim, mecaz Tasa, kaygı, sıkıntı. 
Benim de mi düşüncelerim olacaktı Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım? |
| 5. isim, felsefe İlke, yönetici sav. 
267 kez sorgulandı Kaynak (13.03.2021-20.03.2021) |
| |