Farsça + Arapça (berhava:)
1. sıfat eskimiş Havaya atılmış, uçurulmuş.  2. sıfat eskimiş, mecaz Yararsız, boş. 
500 kez sorgulandı Kaynak (07.03.2012-02.05.2021) ber- + hava
Arapça hava sözcüğünden gelir, havada.
| Türkçe
1. sıfat İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. 
Yaralı kaymakamla iki emir eri de boş kalan kompartımana rahatça yerleştiler. |
| 2. sıfat Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal. 
Boş kadro. |
| 3. sıfat Yapılacak işi olmayan, işsiz. 
Bugün sabah boşum, gelebilirsin. |
| 4. sıfat Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.). 
Tam bu sırada yanlarından elindeki tepside boşlarla ortalıkçı bir çocuk geçmektedir. |
| 5. sıfat, mecaz Anlamsız. 
Bütün bunlar güneşli ve rüzgârlı bir günün boş vaatleri miydi? |
| 6. sıfat, mecaz Bilgisiz. 
Daha meselesiz, daha cahil, daha boş, daha yakışıklıydılar. |
| 7. sıfat, mecaz Bir işe yaramayan, yararsız. 
Yaşlı başlı insanlarız, dedi. Birbirimizi boş tesellilerle aldatacak değiliz. |
| 8. zarf, mecaz Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. 
Tatar dilencinin küfürlerine işte böyle boş yakalandım. |
| 11 kez sorgulandı Kaynak (27.02.2021-25.02.2024)
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231128 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| Arapça
1. isim Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı.  2. isim Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü . 
Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu. |
| 3. isim Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu . 
Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın. |
| 4. isim Gökyüzü. 
Havada bir tek bulut yok.
|
| 5. isim Çevreyi kuşatan boşluk. 
Tozlar havada uçuşuyordu.
|
| 6. isim Esinti. 
Bugün hava olursa yelkenli kalkacak.
|
| 7. isim Müzik parçalarında tür. 
Kâğıthane havası tutturur, bahriye çiftetellisi çalardık. |
| 8. isim Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi.  9. sıfat, mecaz Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). 
Bu sözlerin sonu hava.
|
| 10. isim, mecaz Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. 
Buna rağmen öyle kibar ve asil havası vardır ki bu damga bile onu çirkinleştiremez, inadına daha bir uçarı, daha bir sevimli yapar. |
| 11. isim, mecaz Tarz, üslup. 
Namık Kemal'e, Tevfik Fikret'e başarılı nazireler yazmıştır. Onların diliyle, onların sesiyle, onların havasıyla... |
| 12. isim, mecaz Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. 
İlk deneme dalış günü gelince, denizcilerde büyük bir coşkunluk, bir tören havası vardı. |
| 13. isim, mecaz Çekicilik. 
Kadın güzel değil ama havası var.
|
| 14. isim, mecaz Keyif, âlem. 
Onu kendi havasına bıraksak çalışmaz.
|
| 1463 kez sorgulandı Kaynak (07.03.2012-29.01.2014) ( hv` + fa`al) → hava
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan Arapça hv` kök harflerinden gelir.
|
|
| |