Arapça
1. isim Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. 
Bir belgenin aslı. |
| 2. isim Kök, köken, kaynak. 
Yazının aslı resimdir. |
| 3. isim Gerçeklik. 
Bu haberin aslı yok. |
| 4. isim Soy, nesep. 
İnsan, dedi, aslını unutmamalıdır. |
| 5. sıfat Gerçek, esas. 
Ama benim asıl niyetim eski sevgilisinin adını öğrenmek. |
| 6. sıfat Bir şeyin temelini oluşturan, ana.  7. sıfat Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. 
Asıl sanat budur. |
| 8. sıfat Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. 
Asıl jüri üyesi toplantıya gelmediğinden yedek üye çağrıldı. |
| 9. zarf (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak. 
Bana umut vermeye çalışıyor ama asıl onun teskin edilmeye ihtiyacı var. |
| 3188 kez sorgulandı Kaynak (17.04.2009-19.10.2022) ( `sl + fa`l) → asl → ses türemesi → asıl
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan Arapça `sl kök harflerinden gelir.
|
| asil aslen asli asliye usul1 usul2 | Türkçe
1. isim, bitki bilimi Bitkileri toprağa bağlayan, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm.  2. isim, bitki bilimi Kök sap, kök(I).  3. isim Bazı şeylerde dip bölüm. 
Diş kökü. |
| 4. isim Sapıyla çıkarılan bitkilerde tane. 
Üç kök maydanoz. |
| 5. isim, mecaz Dip, temel, esas. 
Ta gölden başlayan tipi ve fırtına Şebben'in sıcak evini kökünden sarsıyordu. |
| 6. isim, mecaz Kaynak, köken. 
Ölenle, son zamanları gevşeyen, azalan fakat kökleri mazinin sağlamlığı içinde kalan eski bir aşinalığım vardı. |
| 7. isim, mecaz Bir kimseyi bir yere bağlayan manevi temel güçlerin bütünü.  8. isim, dil bilgisi Kelimenin her türlü ek çıkarıldıktan sonra kalan anlamlı bölümü. Yaptırmak kelimesinde kök, yap- bölümüdür.  9. isim, kimya Olağan şartlarda çevresinden yalıtılamayan ancak birçok tepkimeyi nitelik değiştirmeden kalabilen atom kümesi.  10. isim, matematik Denklemde bilinmeyenin yerine konulduğunda uygun düşen gerçek veya birleşik değer. 
4 kez sorgulandı Kaynak (26.12.2020-26.12.2020)
|
| Türkçe
1. isim Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. 
Yazının kökeni resimdir. |
| 2. isim Soy, asıl.  3. isim, ticaret Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin.  4. isim, halk ağzında Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.  5. isim, eskimiş Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. 
169 kez sorgulandı Kaynak (26.12.2020-26.12.2020) |
| Türkçe
1. isim Bir atadan gelen kimselerin topluluğu; ev, asıl, cins, ırk, nesep, sülale, uruk, kan. 
Bizler hadi neyse, böyle biraz gülünç bir adamın hafif adına katlanalım ama yarın bizim soyumuzdan kimlerin yetişeceğini kim bilir. |
| 2. isim Tür.  3. sıfat İyi ve üstün nitelikleri bulunan. 
Hâlbuki sanat görüşleri, bize anlattıkları dünya bambaşka olsa da soy romancılar bir noktada birleşirler: Uyanık düş görmede. |
| 4. isim, eskimiş Manzum söz. 
Boy boyladı, soy soyladı. |
| 7 kez sorgulandı Kaynak (07.02.2021-19.05.2024)
|
| Türkçe kirtüçek
1. isim Yalan olmayan, doğru olan şey; çın, ciddi, hakikat. 
Esasen bizim için milli varlık ile istiklal ve hürriyet aynı gerçeğin çeşitli cepheleridir. |
| 2. isim Gerçeklik. 
Her hâlde o gün imparatorluğun ölümü apaçık bir gerçekti. |
| 3. isim Doğruluk. 
Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir. |
| 4. sıfat Yalan olmayan. 
O yürekler acısı fukara kafile, yüzlerinden gerçek acı aka aka ölü arkadaşlarının namazını kıldılar. |
| 5. sıfat Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. 
Kâğıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur. |
| 6. sıfat Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. 
Gerçek elmas. Gerçek hikâye. |
| 7. sıfat Temel, başlıca, asıl. 
Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır. |
| 8. sıfat Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan.  9. sıfat Yapay olmayan.  10. sıfat, felsefe Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. 
4 kez sorgulandı Kaynak (08.04.2024-08.04.2024)
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231235 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| kök harfler Arapça
2953 kez sorgulandı
|
| dil bilgisi Türkçe
Bir sözün aslında bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün sonradan türemesi
Örnek. urmak > vurmak, hükm > hüküm
13163 kez sorgulandı Kaynak (15.02.2009-15.02.2009)
dil bilgisi
| Aynı dil bilgisinden türeyenler | |
| Arapça + Farsça
1. sıfat Soylu. 
Hiç kibar sınıfından, asilzade bir gencin oyuncu olduğunu gördünüz mü? |
| 999 kez sorgulandı Kaynak (17.04.2009-18.04.2014) |
| Arapça (usu:len)
1. zarf Yöntemine uygun olarak.  2. zarf, mecaz Formalite icabı. 
Lübnan hükûmeti Türk emlakini usulen bloke ettiğinden satış muamelesi durdurulmuş. |
| 1433 kez sorgulandı Kaynak (06.07.2009-06.07.2009) usul2 + -en3
Arapça usul2 sözcüğünden gelir, usulüne uygun olarak.
| |
| |