Farsça + Arapça (a:buhava:)
1. isim, coğrafya eskimiş İklim. 
721 kez sorgulandı Kaynak (07.03.2012-30.01.2014) ab2 + -u-4 + hava
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan Farsça ab2 sözcüğünden gelir, su ve hava durumu.
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231138 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| iç ek, bağlaç Farsça -u- -ü
- "Ve" bağlacının nazımda sessiz harfle biten Arapça Farsça sözcüklerden sonra okunuşu. tar u mar.
588 kez sorgulandı Kaynak (25.04.2009-23.06.2022)
|
| Arapça
1. isim Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı.  2. isim Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü . 
Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu. |
| 3. isim Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu . 
Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın. |
| 4. isim Gökyüzü. 
Havada bir tek bulut yok.
|
| 5. isim Çevreyi kuşatan boşluk. 
Tozlar havada uçuşuyordu.
|
| 6. isim Esinti. 
Bugün hava olursa yelkenli kalkacak.
|
| 7. isim Müzik parçalarında tür. 
Kâğıthane havası tutturur, bahriye çiftetellisi çalardık. |
| 8. isim Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi.  9. sıfat, mecaz Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). 
Bu sözlerin sonu hava.
|
| 10. isim, mecaz Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. 
Buna rağmen öyle kibar ve asil havası vardır ki bu damga bile onu çirkinleştiremez, inadına daha bir uçarı, daha bir sevimli yapar. |
| 11. isim, mecaz Tarz, üslup. 
Namık Kemal'e, Tevfik Fikret'e başarılı nazireler yazmıştır. Onların diliyle, onların sesiyle, onların havasıyla... |
| 12. isim, mecaz Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. 
İlk deneme dalış günü gelince, denizcilerde büyük bir coşkunluk, bir tören havası vardı. |
| 13. isim, mecaz Çekicilik. 
Kadın güzel değil ama havası var.
|
| 14. isim, mecaz Keyif, âlem. 
Onu kendi havasına bıraksak çalışmaz.
|
| 1464 kez sorgulandı Kaynak (07.03.2012-29.01.2014) ( hv` + fa`al) → hava
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan Arapça hv` kök harflerinden gelir.
|
|
| |