| |
|
| |
fiil kökü Türkçe
8 kez sorgulandı
Türkçe
1. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. 
Kapıyı açıp içeri giriyorum. |
| 2. Engeli kaldırmak. 
Karla kapanan yolu açmak. |
| 3. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. 
Kadın hamalı dışarı çıkardı, sonra çantasını açıp birkaç lira çıkardı. |
| 4. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak.  5. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. 
Su borusunu açmak. |
| 6. Alanını genişletmek. 
Anıtın çevresini açmak. |
| 7. Birbirinden uzaklaştırmak. 
Kollarını açtı. |
| 8. Yarmak. 
Çıbanı açmak. |
| 9. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. 
Yumağı açmak. |
| 10. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak.  11. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek.  12. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. 
Dönüş yolunda radyoyu açtık. |
| 13. Alışverişi başlatmak. 
Bakan, tütün piyasasını açtı. |
| 14. Rengin koyuluğunu azaltmak. 
Bu boyayı biraz daha açmalı. |
| 15. Yakışmak, güzel göstermek. 
Bu renk odayı açtı. |
| 16. Ferahlık vermek.  17. Beğenmek. 
Burası beni açmadı, başka yere gidelim. |
| 18. Bir konu ile ilgili konuşmak.  19. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. 
Size derdimi açmaya geldim. |
| 20. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak.  21. Yapmak, düzenlemek. 
Sınav açmak. |
| 22. Ayırmak, tahsis etmek. 
Senin için üst katta bir oda açtık. |
| 23. Görünür duruma getirmek. 
Kollarını, göğsünü açmış. |
| 24. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. 
Hava açtı. |
| 25. mecaz Geçit sağlamak. 
İki oda arasına kapı açtık. |
| 26. mecaz Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. 
Öğretmen sürekli konuşuyor, öğrenciyi açmak istiyordu. |
| 27. eskimiş Savaşla almak, fethetmek. 
26 kez sorgulandı Kaynak (17.01.2021-17.01.2021)
|
| Türkçe
1. Açma işine konu olmak. 
Kasabada bir çırçır fabrikası açılmış. |
| 2. Renk koyuluğunu yitirmek. 
Perdenin rengi açıldı. |
| 3. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. 
Ateşi düşünce hasta açıldı. |
| 4. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak.  5. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak.  6. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak.  7. Genişlemek, bollaşmak. 
Ayakkabısı açıldı. |
| 8. Delinmek, yırtılmak. 
Pantolonun dizleri açıldı. |
| 9. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek. 
Belki hava açılıyor. |
| 10. Gereken güce ulaşmak. 
Araç uzun yolda açıldı, hızı arttı. |
| 11. Kıyıdan uzaklaşmak. 
Ben yüzerken biraz fazla açıldım, kendimi Vardar'ın kuvvetli bir akıntısına kaptırdım. |
| 12. Kapı, yol vb. geçit vermek. 
Yol açılmış, biriken vasıtalar sel hâlinde akmaya başlamıştı. |
| 13. mecaz Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. 
Hiç kimseye açılmayarak yaşadığım bu altı ay beni bitirdi. |
| 14. mecaz Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak.  15. mecaz Yeni bir bakış açısı getirmek.  16. mecaz Ayrıntıya girmek. 
27 kez sorgulandı Kaynak (17.01.2021-20.02.2021) |
| Türkçe
1. Açma işini yaptırmak. 
Züğürtlükten, telefonumuz kesildi mi ona bir selam yollar açtırırdık. |
| 290 kez sorgulandı Kaynak (01.03.2021-01.03.2021) |
| |
|
|
| |
|
|