Fransızca cheminée
1. isim Odalarda, genellikle duvar kenarlarında tuğla veya taştan yapılmış, bacası olan yer; ocak. 
Müsveddeleri, harıl harıl yanan açık şömineye atıyordu. |
| 0 kez sorgulandı Kaynak (03.01.2026-03.01.2026) Türkçe
1. isim Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer; ocaklık. 
Üç balıkçı güneş batarken kumların üzerine iki taştan bir ocak yaptılar ve ateş yaktılar. |
| 2. isim Şömine. 
Ocağın önünde oturup acayip bir dikkatle odunların yanışına bakar.| Yakup Kadri Karaosmanoğlu |
|
| 3. isim Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. 
Anlaşılan çamaşırcı giderken ocağı tam söndürmemiş olacak. |
| 4. isim Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. 
Konuşmalar iyice kızışmaya başladığı vakit kahve ocağının önünde görünür. |
| 5. isim Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. 
Mermer ocağı. Kömür ocağı. |
| 6. isim Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için etrafı yükseltilerek ortası çukur bırakılmış yer. 
Mustafa, arkasına güçlü kuvvetli bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu. |
| 7. isim Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. 
Başlangıçtan beri burası bir vatansever ocağı idi. |
| 8. isim Yılın birinci ayı; ikinci kânun, son kânun, kânunusani. 
Ocak ayını sevmem, oldum olası. |
| 9. isim, tarih Yeniçeri teşkilatını oluşturan ortalardan her biri.  10. isim, mecaz Ev, aile, soy. 
Henüz temelleri atılmayan kendi ocağım kurulmadan yıkılmıştı. |
| 11. isim, ağızlardan Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. 
Bugün de Anadolu’nun birçok yerleşim biriminde afsuncular, ocaklar ve muskacılar işlerine aynı sözlerle başlarlar. |
| 12. isim Bir şeyin en çok bulunduğu veya yapıldığı yer. 
Bilim ocağı, hayır ocağı, fesat ocağı. |
| 13. isim Toprak altındaki su kanallarının toprak üzerine açılan ve bir kapakla örtülü bulunan deliği. 
0 kez sorgulandı Kaynak (03.01.2026-03.01.2026)
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231186 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| |