dil bilgisi Türkçe
Kaynaşma sırasında ekte veya kelimede bulunan ünsüzlerin birinin düşmesi. Alçak-cık > alçacık.
1161 kez sorgulandı Kaynak (12.01.2021-12.01.2021)
| Aynı dil bilgisinden türeyenler |
| âdeta | darı | hac | has | hemşeri | istifa | kaldırmak | kara1 | kışla | müstafi | | neşe | serâçe | tarla | tükürmek | yayla | kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231074 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| Türkçe
1. isim, bitki bilimi Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki; akdarı (Panicum miliaceum).  2. isim Bu bitkinin buğday yerine besin olarak kullanılan tohumu.  3. isim, ağızlardan Mısır. 
0 kez sorgulandı Kaynak (27.12.2025-27.12.2025) |
| Arapça
1. isim, din bilgisi Genellikle tek tanrılı dinlerde kutsal olarak tanınan yerlerin, o dinden olanlarca yılın belli aylarında ziyaret edilmesi.  2. isim İslam'ın beş şartından biri olan, Müslümanlarca zilhicce ayında Mekke'de yapılan Kâbe'yi ziyaret ve tavaf ibadeti. 
4 kez sorgulandı Kaynak (12.02.2023-12.02.2023) |
| Farsça (he'mşehri)
1. isim Memleketli. 
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. |
| 2192 kez sorgulandı Kaynak (16.06.2008-24.06.2021) |
| Arapça (istifa:)
1. isim Kendi isteğiyle işten veya bir hizmetten ayrılma. 
Eğer sefirler gelip bana istifa teklif ederlerse ben de aleyhimde bulunanları mahvederim, sonra da kendime kıyarım. |
| 2. isim İşten ayrılma isteğini bildiren dilekçe, istifaname. 
445 kez sorgulandı Kaynak (01.04.2014-03.05.2021)
|
| Türkçe
1. Bulunduğu yerden almak. 
Az sonra yatakları, yorganları kaldırıp duvar kenarına yığar. |
| 2. Yukarı doğru hareket ettirmek. 
Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık. |
| 3. Yükseltmek. 
Duvarı bir metre daha kaldırmalı. |
| 4. Ürün toplamak, taşımak.  5. Çekmek, taşımak. 
Bu araba bu yükü kaldırmaz. |
| 6. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek.  7. Hastayı hastaneye götürmek. 
Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesine kaldırdılar. |
| 8. Tören yaparak ölüyü gömmek.  9. Toplamak. 
Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar. |
| 10. Alıp başka yere götürmek. 
Kitapları kaldırmış, bulamıyorum. |
| 11. Uyandırmak. 
Bir gece yanında mihman olduğum Sabah oldu deyi kaldırdın beni |
| 12. Piyasadan çekmek. 
İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar. |
| 13. Elin ulaşamayacağı yere koymak; saklamak. 
Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin. |
| 14. Kaçırmak.  15. İyi etmek, birini iyileştirmek. 
Bu ilaç onu yataktan kaldırdı. |
| 16. Bir şeyden çokça satın almak.  17. Bir yere tayin etmek. 
Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler. |
| 18. Yok etmek, ortadan silmek. 
Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır. |
| 19. Oturur veya yatar durumdan çıkararak ayakları üzerinde doğrultmak. 
Kızı ayağa kaldırdı. |
| 20. Bulunduğu yerden almak, alıp başka yere götürmek. 
Az sonra yatakları, yorganları kaldı-rıp duvar kenarına yığar. |
| 21. Bir işi yapması için harekete geçirmek. 
Beni de Yahudi kızını da zorla çekip oyuna kaldırdı. |
| 22. mecaz Uygun gelmek. 
Bu kumaş fazla süs kaldırmaz. |
| 23. argo Bir şeyi çalmak, aşırmak. 
9 kez sorgulandı Kaynak (07.05.2024-07.05.2024)
|
| Arapça (müstafi:)
1. sıfat eskimiş Kendi isteğiyle işinden çekilmiş, istifa etmiş. 
Müstafi başbakan olmadan bir memleketimi ziyaret edeyim. |
| 798 kez sorgulandı Kaynak (01.04.2014-03.05.2021) |
| Arapça
1. isim Mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevinç, şetaret. 
Zaferin bütün neşesi bu ihtiyarda idi. |
| 2. isim Hafif sarhoşluk, çakırkeyif olma. 
140 kez sorgulandı Kaynak (18.04.2021-18.04.2021)
|
| Türkçe (ya'yla)
1. isim, coğrafya Akarsularla derin bir biçimde yarılmış, parçalanmış, üzerinde düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu, deniz yüzeyinden yüksek yeryüzü parçası, plato. 
Geceleri yaylalar ayaz olur, adamı üşütür. |
| 2. isim Dağlık, yüksek bölgelerde, kışın hayat şartları güç olduğu için boş bırakılan, yazın havası iyi ve serin olan, hayvan otlatma veya dinlenme yeri. 
180 kez sorgulandı Kaynak (11.02.2021-11.02.2021) |
| |