Türkçe
1. Bir şeyin yönünü değiştirmek. 
Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi. |
| 2. Öteki yüzünü görünür duruma getirmek. 
Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu. |
| 3. Döndürerek hareket ettirmek. 
Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi. |
| 4. Yönetmek, idare etmek. 
Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor. |
| 5. Durdurmak. 
Taksi çevirmek. |
| 6. Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek. 
Arkadaşı bizi çevirip evine götürdü. |
| 7. Geri göndermek. 
Kendisine yollanan parayı çevirmiş. |
| 8. Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek.  9. Çevrilmek, tevil etmek. 
Sözü işine geldiği gibi çevirdi. |
| 10. Çeviri yapmak. 
Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş. |
| 11. Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak. 
Bağı duvarla çevirmek. |
| 12. Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek. 
Evlerini otele çevirdiler. |
| 13. Bir durumdan başka duruma geçmek.  14. Kâğıt oyunu oynamak.  15. İşlemek, yapmak. 
Yine ne işler çeviriyorsun bakayım. |
| 50 kez sorgulandı Kaynak (08.04.2021-08.04.2021) çevir- + -mek
Türkçe çevir-(çew- + -ir-) fiil kökünden gelir.
|
Türkçe
1. Çevresini sarmak; çevrelemek, çevirmek, sarmak, abluka etmek, ablukaya almak, ihata etmek, muhasara etmek. 
Denize bakan yönü ile yan sınırlarını rüzgârı kesen sık kargılıklar kuşatıyordu. |
| 2. isim, askerlik Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesmek; abluka etmek, ablukaya almak, ihata etmek, muhasara etmek.  3. Çokça bulunmak.  4. Kaplamak. 
Fabrika dumanları bütün şehri kuşattı. |
| 5. Bele sarılıp bağlanan şeyleri başkasının beline bağlamak. 
6 kez sorgulandı Kaynak (01.03.2024-01.03.2024) kuşa- + -t- + -mak
Türkiye Türkçe'sinde kullanılmayan Türkçe kuşa-(kurşa-) fiil kökünden gelir.
|
|
| Türkçe
1. Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek.  2. İnce ve süslü şeyler yapmak, nakışlamak. 
Para için işlemediğini iddia eden bu fakir ihtiyar şüphesiz sanatının âşığıydı. |
| 3. İçine girmek, etkilemek, nüfuz etmek. 
O uzun ve derin bakış genç adamın ta yüreğine kadar işlemişti.| Yakup Kadri Karaosmanoğlu |
|
| 4. Nakşetmek. 
Al bayrağa narin eller işliyor zafer Uzaklarda yaralanır kahraman nefer |
| 5. İyi çalışmak, müşterisi bol olmak.  6. Durağan durumdan hareketli duruma geçmek, çalışmak.  7. Herhangi bir konuyu ele alarak incelemek, öğretmek.  8. Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek. 
Ali Rıza Bey bu ilk çocuğu ile, bir çiçek meraklısı, bahçesiyle oynar gibi oynamış, onu ancak kendi hayalinde yaşayan mükemmel insan maddelerine göre işlemişti. |
| 9. İşlek, etkin durumda olmak. 
Lütfügiller büyücek bahçelerinin ana yola açılan kapısından işlerlerdi. |
| 10. Çıban, olgunlaşma yolunda olmak.  11. Yara, kapanmamak.  12. Gidip gelmek. 
Şimdi otomobillerin, otobüslerin işledikleri asfalt caddeden bir zamanlar ne kervan ne insan geçerdi. |
| 13. Hesapları, kayıtları düzenli olarak tutmak veya gereken yere aktarmak. 
Tayın çizelgelerini düzenliyorum, ambar defterini işliyorum. |
| 14. Herhangi bir ürünü satışa sunulmadan önce birtakım işlemlerden geçirmek. 
29 kez sorgulandı Kaynak (24.02.2021-24.02.2021)
|
| Türkçe
1. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. 
Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. |
| 2. Olmasına yol açmak. 
Durgun sular sıtma yapar. |
| 3. Yol almak.  4. Onarmak, tamir etmek. 
Bozulan saatimi saatçi yaptı. |
| 5. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. 
Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. |
| 6. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. 
Şu işi yapıver diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. |
| 7. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. 
Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. |
| 8. Düzenli bir duruma getirmek. 
Yatak yapmak. Yolu yaptılar. |
| 9. Üretmek. 
Ayakkabı yapmak. |
| 10. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. 
Koşu yapmak. Sarsıntı yapmak. |
| 11. Salgılamak, çıkarmak. 
Tükürük bezleri tükürük yapar. |
| 12. Dışkı çıkarmak. 
Çocuk, altına yapmış. |
| 13. Gerçekleştirmek. 
İlk ve ortaöğrenimini Anadolu'da yapmıştır. |
| 14. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. 
Ben adamı ne yaparım biliyor musun? |
| 15. Evlendirmek. 
Bu kızı sana yapacağız. |
| 16. yardımcı fiil Bir durum yaratmak. 
Fırının harlı ateşi yanaklarını pembe pembe yapmıştı. |
| 17. yardımcı fiil Edinmek, sahip olmak. 
Servet yapmak. Altın yapmak. |
| 18. yardımcı fiil Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. 
Onu da Üsküdar'daki ambar memuru yapmak suretiyle daireden uzaklaştırdı. |
| 19. Davranmak, hareket etmek. 
İyi yapmıyorsunuz, çocuğu çok azarlıyorsunuz. Uyumuş gibi yapmak. |
| 20. Olmak. 
Bu kış çok soğuk yaptı. |
| 22 kez sorgulandı Kaynak (12.03.2021-12.03.2021)
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231181 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -mak -mek olmak üzere iki şekli vardır
-Genel fonksiyonu itibarıyla fiillerin hareket isimlerini yapar. Bil --> bilmek. -Kalıplaşma sonucu somut isimler yapar. Çak --> çakmak.
10370 kez sorgulandı Kaynak (26.06.2009-03.03.2021)
-mak -mek
| Aynı son ekten türeyenler | |
| |