Türkçe
1. Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. 
İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı. |
| 2. Vurarak veya sürterek ses çıkartmak. 
Bir yandan mızıka istiklal havasını çalıyordu. |
| 3. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. 
Fevkalade zekidir, iyi dans eder, piyano çalar, tenis oynar, ata biner, avcıdır, kayakçıdır. |
| 4. Ses çıkarmak, ses vermek. 
Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir. |
| 5. Atmak, çarpmak, vurmak.  6. Üzerine sürmek. 
Ekmeğin üzerine yağ çaldı. |
| 7. Bozmak, zarar vermek.  8. Kumaşın bir parçasını kesmek.  9. Madeni oymak, kalemle işlemek.  10. Benzemek, andırmak. 
Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi. |
| 11. mecaz Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak.  12. halk ağzında Süpürmek, temizlemek. 
Tozu çalmak. |
| 27 kez sorgulandı Kaynak (25.03.2021-25.03.2021) çal- + -mak
Türkçe çal- fiil kökünden gelir.
|
Türkçe
1. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. 
Taşı suya atmak. |
| 2. Bir şeyi yere doğru bırakmak.  3. Bir kimsenin ilişiğini kesmek.  4. Koymak. 
Mutlaka yemeklerimize biber atmayı âdet edinmişiz. |
| 5. Rastgele bir kenara koymak.  6. Uzatmak. 
Vapurdan iskeleye attılar. |
| 7. Bir yerden başka bir yere taşımak. 
Hazır araba varken eşyayı eve atalım. |
| 8. Sille, tokat vurmak.  9. Top, tüfek vb. silahları patlatmak.  10. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. 
Ona üç kurşun attı, vuramadı. |
| 11. Geri bırakmak, ertelemek. 
Bu konunun tartışılmasını gelecek haftaya attılar. |
| 12. Örtmek. 
Sırtına bir şal attı. |
| 13. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. 
Suçu onun üzerine attılar. |
| 14. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak.  15. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. 
Bu lüzumsuz eşyayı atmalı. |
| 16. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. 
Şapka inkılabıyla fesi attık. |
| 17. Çıkarmak, dışarıya vermek. 
Yabancı cisimleri vücut atar. |
| 18. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. 
Köprüyü dinamitle attılar. |
| 19. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. 
Pamuğu atmak. |
| 20. Çatlamak.  21. Yırtılmak.  22. Yapışık olduğu yerden ayrılmak.  23. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. 
Kalbi hızlı hızlı atıyor. |
| 24. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. 
Sıcak basınca sırtındaki ceketi attı. |
| 25. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak.  26. Değerini eksiltmek.  27. Göndermek, yollamak. 
Mektup atmak. |
| 28. Terk etmek.  29. argo Götürmek. 
Gözüne kestirdiği erkeği tavlayıp resmen oraya atarmış. |
| 30. argo Söylemek. 
Gazel attı. |
| 31. argo Yalan veya abartmalı söz söylemek. 
Gene atmaya başladı. |
| 32. argo Bilmeden, kestirerek söylemek. 
Bilgi yarışmasında attı ama tutturamadı. |
| 33. teklifsiz konuşmada İçki içmek. 
Şimdi arzu buyrulursa dostluğumuzu takviye için şöyle bir iki kadeh atalım. |
| 8 kez sorgulandı Kaynak (05.04.2021-05.04.2021)
|
| Türkçe
1. Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. 
Masaya vurmak. Birinin başına vurmak. |
| 2. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. 
Kapılarını vurmadan, kartını göstermeden, kademeye aldırmadan odalara giriyor. |
| 3. Etkisi bir yere kadar uzanmak.  4. Duyulmak, hissedilmek.  5. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. 
Yıkık damından içeriye parça parça güneş vurur. |
| 6. Olumsuz yönde etkilemek. 
Kriz kitap dünyasını da vurdu. |
| 7. Hızla değmek, çarpmak. 
Kolumu duvara vurmuşum. |
| 8. Sürmek. 
Duvara boya, tahtaya cila vurmak. Yakı vurmak. |
| 9. Takmak, koymak, bağlamak. 
Seni buradan ellerine kelepçe, ayaklarına zincir vurup öyle götürecekler!| Yakup Kadri Karaosmanoğlu |
|
| 10. Bağlama, ilişkilendirmek. 
Bohçacı ve yazmacı kadınların tuhaflığına vurarak etrafını alırlar. |
| 11. Olduğundan başka biçimde görünmek. 
Deliliğe vurmak. |
| 12. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. 
Bıçak vurmak. |
| 13. Uygulamak, basmak, koymak. 
Damga vurmak. |
| 14. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak.  15. Amaçladığı şeye rast getirmek.  16. Hızla çarpmak. 
Ayağını güm güm yere vurarak. |
| 17. Silahla yaralamak, öldürmek. 
Bir gün kızı kurtarmışlar, ayıyı vurmuşlar. |
| 18. Dokunmak, hasta etmek. 
Bizim evin bacası çekmiyor. Bütün kış, maaile kömür vuruyor bizi bu yüzden. |
| 19. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. 
Dolu, bu yıl ekinlerin çoğunu vurmuş. |
| 20. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. 
Kalbi öylesine kopacakmış gibi vuruyordu. |
| 21. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek.  22. Desteklemek, dayamak. 
Akşam olunca kapının desteğini vurduk. |
| 23. Çıkmak. 
Su dışarı vurdu. |
| 24. Sırtına, omzuna yerleştirmek. 
Hamalın biri sırtına koca bir ayna vurmuş götürüyordu. |
| 25. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak.  26. Tavla oyununda pulu kırmak.  27. mecaz Manevi olarak yaralamak.  28. argo İçki içmek.  29. argo Kadeh tokuşturmak.  30. argo Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. 
Birinin on milyon lirasını vurmak. |
| 31. matematik Çarpma işlemini yapmak. 
İkiyi dörde vurursak sekiz eder. |
| 18 kez sorgulandı Kaynak (02.03.2021-02.03.2021)
|
| Türkçe
1. Bir şeyin, bir yerin üstündeki çer çöp, toz toprak vb. şeyleri süpürge, fırça veya başka bir araçla toplamak, temizlemek. 
Herif süpürge ile fesini süpürüp de şak şak eline vurdukça un çuvalı gibi tozuyordu. |
| 2. mecaz Çıkarıp atmak, kovmak. 
Yanında binlerce kurbanlık ile Süpürdü düşmanı, bastı dayağı |
| 3. mecaz Tüketmek, bitirmek. 
Tatlıya öyle düşkünmüş ki geceleri usulcacık kalkar, tel dolaptaki muhallebiyi, revaniyi, kadayıfı ne bulursa hepsini süpürürmüş. |
| 138 kez sorgulandı Kaynak (27.02.2021-27.02.2021)
|
| kaynak
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932'de Atatürk'ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif'at, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri'dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif'at'tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, "Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek" olarak tespit edilmiştir. Atatürk'ün sağlığında, 1932, 1934 ve 1936 yıllarında yapılan üç kurultayda hem Kurumun yönetim organları seçilmiş, hem dil politikası belirlenmiş, hem de bilimsel bildiriler sunulup tartışılmıştır. 26 Eylül-5 Ekim 1932 tarihleri arasında Dolmabahçe Sarayı'nda yapılan Birinci Türk Dili Kurultayı sonunda Kurumun "Lügat-Istılah, Gramer-Sentaks, Derleme, Lenguistik-Filoloji, Etimoloji, Yayın" adları ile altı kol hâlinde çalışmalarını sürdürmesi kabul edilmiştir. Sonraki kurultaylarda bu kollardan bazıları ayrılmış, bazıları tekrar birleştirilmiş; fakat ana çatı değiştirilmemiştir. 1934'te yapılan kurultayda Cemiyetin adı, Türk Dili Araştırma Kurumu; 1936'daki kurultayda ise Türk Dil Kurumu olmuştur
231256 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| fiil kökü Türkçe
4 kez sorgulandı
|
| fiilden isim yapma eki Türkçe
Fiilden isim yapma eki -mak -mek olmak üzere iki şekli vardır
-Genel fonksiyonu itibarıyla fiillerin hareket isimlerini yapar. Bil --> bilmek. -Kalıplaşma sonucu somut isimler yapar. Çak --> çakmak.
14165 kez sorgulandı Kaynak (13.03.2009-03.03.2021)
-mak -mek
| Aynı son ekten türeyenler | |
| Türkçe
1. isim Bilim adamlarının ve uzmanların bir konuda ön hazırlık yapmak üzere katıldığı inceleme ve değerlendirme toplantısı. 
349 kez sorgulandı Kaynak (15.04.2021-15.04.2021) |
| |