| |
|
| |
fiil kökü Türkçe
4 kez sorgulandı
Türkçe
1. Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. 
İngiliz cephesinden at kaçırıp bize satan bedeviler dönüşlerinde bizim atlarımızı çalıp İngilizlere satarlardı. |
| 2. Vurarak veya sürterek ses çıkartmak. 
Bir yandan mızıka istiklal havasını çalıyordu. |
| 3. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. 
Fevkalade zekidir, iyi dans eder, piyano çalar, tenis oynar, ata biner, avcıdır, kayakçıdır. |
| 4. Ses çıkarmak, ses vermek. 
Hafif hafif ıslıklar çalan sesi eski keskinliğini kaybetmiştir. |
| 5. Atmak, çarpmak, vurmak.  6. Üzerine sürmek. 
Ekmeğin üzerine yağ çaldı. |
| 7. Bozmak, zarar vermek.  8. Kumaşın bir parçasını kesmek.  9. Madeni oymak, kalemle işlemek.  10. Benzemek, andırmak. 
Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi. |
| 11. mecaz Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak.  12. halk ağzında Süpürmek, temizlemek. 
Tozu çalmak. |
| 27 kez sorgulandı Kaynak (25.03.2021-25.03.2021)
|
| Türkçe
1. isim Bilim adamlarının ve uzmanların bir konuda ön hazırlık yapmak üzere katıldığı inceleme ve değerlendirme toplantısı. 
348 kez sorgulandı Kaynak (15.04.2021-15.04.2021) |
| |
|
|
| |
|
|