fiil kökü Türkçe tışık
1. Dışarı çıkmak. 
3 kez sorgulandı Kaynak (04.04.2021-06.10.2025)
| Misâlli Büyük Türkçe Sözlük | kaynak
Farklı dönemlerdeki yazılı ve sözlü dil örneklerini 3 cilt halinde yaklaşık 3.650 sahife,61.000 madde, bunlardan türetilmiş 35.000 deyim ile 400 müellifin 1.000'e yakın eserinin taranmasıyla elde edilen 100.000 misalli bu temel başvuru eseri, Türkçemize bir sivil toplum kuruluşunun yaptığı önemli bir hizmet olması bakımından dikkate değerdir. Kubbealtı Lugatı'nın ilk bilimsel danışma toplantılarına 1971 yılında ilim ve fikir adamları ile Türk dili üzerinde çalışmış akademisyenlerden oluşan 12 kişilik bir heyetle başlanmıştır. Hazırlığı 1971, yazılması ise 1976 yılında başlayan Kubbealtı Lugatı 34 sene süren ciddi ve zahmetli bir çalışmanın sonunda 2005 yılında tamamlanmıştır
Bilim, sanat ve edebiyat dünyasının yıllardan beri yayımlanmasını merakla beklediği Misalli Büyük Türkçe Sözlük nihayet tamamlanarak kültür hayatımıza kazandırıldı. Edebiyatçı İlhan Ayverdi'nin yönetiminde hazırlanan, üç büyük cilt hâlinde basılan sözlük,3 bin 500 sayfadan oluşuyor. Kapsamlı çalışma 1971 yılında başladı. Yüzlerce eser incelendi, tarandı, araştırıldı ve üç ciltlik Misalli Büyük Türkçe Sözlük tam 34 yılda hazırlandı.400 müellifin 1000'e yakın eserinin tarandığı eserde 100 bin civarında kelime ve deyimin karşılığı yer alıyor. Ayrıca kelime ve deyimler için Türk edebiyatının çeşitli metinlerinden seçilen örnekler gösteriliyor
85347 kez sorgulandı
Bilgi Damlası Kaynaklar |
| Türkçe
1. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. 
Ortalık ağarırken bir arkadaşımla yorgun adımlarla konaktan çıktık. |
| 2. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. 
Bu mülakatımızdan esaslı bir netice çıkmadı. |
| 3. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. 
Çiçeği burnunda subay çıkar çıkmaz, ben size bir emir eri bulurum. |
| 4. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. 
Yeni evimizden çıkıp eski evimize taşındık. |
| 5. Süresi dolduğunda ayrılmak. 
Daireden çıkmak. Hastaneden çıkmak. Cezaevinden çıkmak. |
| 6. Yapılmak, yürümek. 
Bu dairede işler kolay çıkmaz. |
| 7. Yetişecek ölçüde olmak. 
Bu kumaştan bir palto çıkar mı? |
| 8. Eksilmek. 
Dörtten iki çıkarsa iki kalır. |
| 9. Meydana gelmek. 
Uygunsuz dediğim vakalardan biri bir salon oyunu yüzünden çıkmıştır. |
| 10. Sıyrılmak, ayrılmak. 
Bebeğin patiği çıktı. |
| 11. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. 
Borçlu çıkmak. Kârlı çıkmak. Alacaklı çıkmak. |
| 12. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. 
Çok sonra öğrenecek bunu. Çok sonra, çocukluktan çıkıp kocaman adam olduktan sonra. |
| 13. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. 
Uzun, dik merdivenli bir yokuşu çıktık. |
| 14. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. 
Sularda bakteri çıktı. |
| 15. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. 
Başkana çıkmak. |
| 16. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. 
Arkadaşa piyango çıkmış. Bize yine gezi çıktı. Bu işten size de bir şey çıkar. |
| 17. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak.  18. Mal olmak. 
Bu ev dört milyara çıktı. |
| 19. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. 
Arsız ve aptal mahalle çocuğu rolüne çıkmıştı. |
| 20. Bir yere ulaşmak, varmak. 
Karşı kaldırıma geçtiler, sağa sola saptılar, demir yoluna çıktılar. |
| 21. Karaya ayak basmak. 
1919 senesi Mayıs'ının on dokuzuncu günü Samsun'a çıktım. |
| 22. Yayılmak, duyulmak. 
Başından beri gazetelerde enstitü hakkında havadisler çıkıyordu. |
| 23. Olmak, bulunmak, var olmak. 
Bayramın son günü her iki kadının da işleri çıkmıştı. |
| 24. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. 
Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın. |
| 25. Yayılmak. 
Lağımdan pis kokular çıkıyor. |
| 26. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. 
Güreşte ona çıkacak kimse yok. |
| 27. Bulaşmak. 
Kravatın boyası gömleğe çıktı. |
| 28. Binaya kat eklemek. 
Evin ikinci katını çıkmadan havalar bozuldu. |
| 29. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. 
Bu kahveden sıkıldın, ötekine çıkarsın, anladın mı? |
| 30. Niteliği sonradan anlaşılmak. 
Eyvah, bu da ötekiler gibi soysuz çıktı. |
| 31. Belirmek, tanınmak. 
Bir ilçe belediye başkanı hepsinden açıkgöz çıktı. |
| 32. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. 
Akıllı çıktı da arkadaşına uymadı. |
| 33. Yerinden oynamak. 
Fukaranın hem sağ bileği çıkmış hem davulu patlamıştı. |
| 34. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. 
Tencerenin bakırı çıktı. Zayıflıktan kemikleri çıkmış. |
| 35. Oluşmak, olmak. 
Fırtına çıkmak. Soğuk çıkmak. |
| 36. Piyasaya sürülmek.  37. Bitmek1, büyümek, sürmek. 
Ekinler çıkmaya başladı. Bıyığı çıktı. |
| 38. Verilmek. 
Maaş çıkmak. Emir çıkmak. |
| 39. Ay veya mevsim geçmek. 
Mart çıktı. Kış çıktı. |
| 40. Yeni yetişip satışa sunulmak. 
Erik çıkmış. Çilek daha çıkmadı. |
| 41. Yükselmek, artmak. 
Fiyatlar çıktı. |
| 42. Artırmak, fiyatı yükseltmek.  43. Sesini yükseltmek.  44. Büyük abdest bozmak.  45. Giderilmek, yok olmak. 
Leke çıktı. |
| 46. Unutmak. 
O söz benim hatırımdan çıkmadı. |
| 47. Ay, Güneş görünmek. "Güneş seni ısıtmak için çıkıyordu." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu 
Hava açılmış, ay çıkmıştı. |
| 48. Yayımlanmak. 
Yeni çıkmış Fransızca bir iki kitap bulunurdu. |
| 49. Gelmek. 
Çok geçmeden haber çıkacağını kadınlık insiyakıyla derhâl sezmişti. |
| 50. Gerçekleşmek. 
İnsanın her gördüğü rüya çıkmaz ya! |
| 51. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. 
Arabanın direksiyonu çıkmak. |
| 52. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. 
Ev, ev olmaktan çıktı. |
| 53. Flört etmek. 
Sevim, senden başka bir kızla çıkmadım. |
| 54. Erişmek, görmek. 
Aklı başında ama sabaha çıkamayacağına kalıbımı basarım. |
| 55. mecaz Harcamak zorunda kalmak. 
Paradan çıkmak. Bin liradan çıktım. |
| 56. argo Vermeye katlanmak. 
Çık bakalım paraları! |
| 14 kez sorgulandı Kaynak (04.04.2021-04.04.2021)
|
| Türkçe
1. Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak.  2. Sonunu getirmek. 
Bu para ile ayı çıkarırız. |
| 3. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek.  4. Bulmak, ortaya koymak. 
Yalanını çıkarmak. Yanlışını çıkarmak. |
| 5. Hatırlamak. 
Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım. |
| 6. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. 
Öfkesini benden çıkardı. |
| 7. Sağlamak, elde etmek. 
Ekmeğini taştan çıkarmak. |
| 8. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. 
Birini hırsız çıkarmak. Suçlu çıkarmak. |
| 9. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. 
Sonunda dayanamayıp o gece ne yediyse çıkardı. |
| 10. İlgisini keserek uzaklaştırmak.  11. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. 
İhtiyar hatun, onun ayakkabılarını ve ceketini çıkarıp çekilip gitmişti. |
| 12. Yayımlamak. 
Gençlerin tenkitlerini gördü, yeni çıkardıkları edebiyat tarihlerini karıştırdı. |
| 13. Gidermek. 
Lekeyi çıkarmak. |
| 14. Yapmak, üretmek. 
Bu terzi çok iş çıkarıyor. |
| 15. Sunmak. 
Konuklara çerez çıkardı. |
| 16. Göstermek. 
Sosyeteye bir ustabaşıyı kocam diye çıkaracaksın. |
| 17. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. 
Yeni öğrendiği bir tangoyu piyanoda tek parmakla çıkarmaya çalışan İlhami... |
| 18. Yollamak, göndermek. 
Bir adam çıkarıp oğlunu yanına getirtti. |
| 19. Boşaltmak. 
Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik. |
| 20. Resim yapmak.  21. Fotoğraf çektirmek.  22. mecaz Söylemek. 
Bu dedikoduyu ortaya mutlak bizim arkadaş çıkarmıştır. |
| 23. matematik Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. 
28 kez sorgulandı Kaynak (04.04.2021-04.04.2021)
|
| |